Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/5049 E. 2014/20733 K. 09.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5049
KARAR NO : 2014/20733
KARAR TARİHİ : 09.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın,… plakalı aracını satmak üzere oto pazarına götürdüğü, burada sanıklar İlyas ve … ile tanıştığı, her iki sanığın araca alıcı oldukları ve aracı 16.000 TL ye satılması konusunda anlaşmaya vardıkları, ancak katılanın aracı kredili olarak aldığı, bu nedenle üzerinde rehin bulunduğu, bu rehinin kaldırılması ve araca ilişkin borcu olmadığına dair kağıt alınması gerektiği, bu nedenle katılanın aracını anlaşmaya rağmen o gün için sanıklara teslim etmediği, yalnızca 6500 TL para aldığı, sonraki günlerde her iki sanığın …’ya geldikleri, yanlarında bu sırada sanık …’nun da bulunduğu, önce birlikte … İlçesine gittikleri, ancak aracın maliyeden borcu olmadığına dair belge gerektiğinden işlemi burada yapamadıkları, sanık …’ın …’da noterde işlemini yapabileceklerini söylemesi üzerine hep birlikte …’ya döndükleri, daha sonra ….Noterliğine birlikte gittikleri, burada sanıkların aracın geri kalan parasını sonradan ödeyeceklerini söyledikleri, bunun üzerine katılanın söz konusu aracı 14/09/2006 tarihinde sanık … adına devrettiği, aracı da teslim ettiği, daha sonra iş takipçisi olduğunu söyledikleri sanık …’ın arkadaşı olduğu iddia edilen…isimli şahsın iş yerine gittikleri, bu kişinin iş yerinde o an bulunmadığı, sanıkların burada katılana aracın trafikten devir işlemlerini yapabilmek için bir takım belgeler imzalattırdıkları, sonrasında sanık … ile …’ın trafik kayıtlarına bakmak için dışarı çıktıkları, sanık …’ın katılanın yanında kaldığı, sonra sanık …’ın bir bahaneyle iş yerinden ayrıldığı, daha sonra hiçbirinin geri gelmediği, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanıklar tarafında işlendiği anlaşılmakla haklarında verilen mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanıklar hakkında; 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince hüküm kurulurken, hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hapis cezasına hükmedilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı kanunun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı kanunun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.12.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Karşı oy;

Katılanın … plakalı aracını satmak üzere oto pazarına götürdüğü, burada sanıklar … ve … ile tanıştığı, aracın 16.000 liraya satılması konusunda anlaştıkları, katılanın 6.500 lira para aldığı, sonraki günlerde katılan ile sanıkların yanlarında … ile birlikte geldikleri, birlikte … Noterliğine gittikleri, sanıkların katılana aracın parasını sonradan ödeyeceklerini söyledikleri, bunun üzerine katılanın aracı 14.09.2006 tarihinde sanık …’na devrettiği, aracı da teslim ettiği iddiasıyla sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan dava açıldığı ve mahkemenin de maddi olayı bu şekilde kabul ettiği anlaşılmaktadır.
İddia ve kabul edilen olayda, sanıkların hileli davranışları olmadığı gibi, satış işlemi tamamlandıktan sonra sanıkların katılanın yanından ayrılmalarının da hile olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından, sanıklar ile katılan arasındaki ihtilafın hukuki boyutta olduğu düşüncesiyle sanıkların beraatlarına karar verilmesi düşüncesiyle Sayın çoğunluğun hükmün düzeltilerek onanması yönündeki görüşüne katılmıyorum.