YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5150
KARAR NO : 2014/20835
KARAR TARİHİ : 10.12.2014
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Şikayetçinin, sanığı daha önce kahvehanesinde çalıştırdığı, kahvehanesini kapattığında işyerinde bulunan 60 adet sandalye, 16 adet masa, 33 adet nargile takımı, çay kazanı, tüp, termosifon ve 5 adet okey ile 5 adet tavla takımını çalışanı olan sanığın evinin deposuna emanet olarak bıraktığı, daha sonra sanığın evine yakın bir yerde bulunan lokantada yemek yerken kendisine ait masa ve sandalyelerin burada kullanıldığını görüp işyeri sahibine sorduğunda, malzemeleri sanıktan 500 TL karşılığı satın aldığını belirttiği, sanığın kendisine emanet olarak bırakılan eşyaları satarak güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ve tanıklar beyanı ile tüm dosya kapsamına göre, atılı suçun sanık tarafından işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini ve hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilen adli para cezası ile doğrudan verilen adli para cezasına ayrı ayrı hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde her iki ceza toplanarak hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasına, hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilen adli para cezasının 3000TL olarak ayrı yazılması ile hüküm fıkrasından doğrudan verilen adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak “6 gün”, “5 gün” ve “3.100TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.12.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.