Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/5193 E. 2014/20752 K. 09.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5193
KARAR NO : 2014/20752
KARAR TARİHİ : 09.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden sanığın müdafisinin yaptığı temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilen kararın, 19.12.2005 tarihinde soruşturma aşamasında alınan ifadeye katılan, dolayısıyla sanığın atandığından haberdar olduğu, azline ilişkin dosya içinde belge bulunmayan, tüm aşamalarda davayı takip eden müdafisi Av….’na 18/10/2010 tarihinde tebliğ edildiği ancak tebliğden itibaren 1 haftalık yasal sürede temyiz talebinin bulunmadığı, sonrasında sanık tarafından 02.12.2010 tarihinde vekaletname ile Av. …’nın müdafi olarak tayin edildiği, ve bu müdafinin CMUK’nın 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra 03/12/2010 tarihinde hükmü temyiz ettiğinden, aynı Kanunun 317. maddesi uyarınca, temyiz isteminin REDDİNE,
2-Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan …’ün … isimli şahıstan yapmış olduğu alışveriş nedeniyle borcunun olduğu ve bu borç nedeniyle İzmir 13.İcra Müdürlüğü’nün 2005/6665 sayılı takip dosyası üzerinde icra takibi yapıldığı ve dosyayı Av….’ın takip ettiği, …’ın işlerini takip etmek için sanık …’e 12/12/2005 tarihli genel vekaletname ile yetki verdiği, suç tarihinde sanık …’in yanında …’ın kardeşi olan diğer sanık … da olduğu halde birlikte katılanın evine gittikleri, sanıklardan …’in kendisini İzmir 13.İcra Müdürlüğü’nde görevli memur olarak tanıttığı, diğer sanık …’un ise kendisini avukat olarak tanıttığı ve katılana borcu tahsil için geldiklerini söyledikleri, bu duruma inanan katılanın sanıklara 40TL para ödedikleri, sanıkların bu şekliyle üzerilerine atılı bulunan dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda; dosya arasındaki İzmir 6. İcra Hukuk Mah. 2005/859 Esas, 2006/434 Karar sayılı ilamında bahse konunun 2005/6665 sayılı dosya üzerinden yapılan imza itirazı, davacının Birgül Bodur davalının ise sanık … olması ile sanık …’in genel vekaletname ile yetkili kılınması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından katılanın, … isimli kişi ile aralarındaki varlığı anlaşılan ve sanık …’in takip ile yetkili kılındığı söylenen İzmir 13. İcra Dairesinin 2005/6665 sayılı takip dosyasının getirilip incelenmesinin ve denetime elverişli şekilde onaylı suretinin dosya arasına alınmasının ardından sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.