YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5363
KARAR NO : 2013/11880
KARAR TARİHİ : 26.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, silahla tehdit, 6136 sayılı kanuna muhalefet, kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında, suçluyu kayırma suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik bir temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından, sanıklar … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılan incelemede;
A- Sanık … hakkında kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Sanıklar … ve … müdafii olan Av. …, 18.10.2011 tarihli süre tutum dilekçesinde “süre tutum dilekçesi sunan sanık” ibaresini kullandıktan sonra, yalnızca …’ın ismini belirtmiş ise de; kastının diğer sanık … hakkındaki mahkumiyet hükümlerini de temyiz etmek olduğunun 17.11.2011 havale tarihli gerekçeli temyiz dilekçesi ve tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında; tebliğnamedeki temyiz isteminin reddine ilişkin düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Sanığın, arkadaşı olan diğer sanık … ile birlikte … istemek için görüştükleri Pazar Belediye Başkan Yardımcısı katılan …’ın, taleplerine olumsuz yanıt vermesi üzerine, sanık …’ın ruhsatsız ve 6136 sayılı Kanun kapsamındaki silahı suç tarihinde yolda yürümekte olan katılana doğrultarak “Halile doğru konuşmayı öğreneceksin” dedikten sonra ayaklarına doğru bir el ateş ettiği, katılanın kendisini savunmak için sanığın üzerine doğru yürüdüğü sırada bir el daha ateş ederek katılanın sol diz kapağı üzerinden, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve hayat fonksiyonlarını ağır (5.) derecede etkileyecek nitelikte kemik kırığı oluşturacak şekilde yaraladığı olayda; sanığın eylemlerinin silahla kemik kırığı oluşturacak şekilde kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanun’un 13/1. maddesine muhalefet suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53. madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin tamamen çıkarılarak yerlerine “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B- Sanık … hakkında kamu malına zarar verme, silahla tehdit, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Gerekçeli karar başlığında …’un “katılan” olarak gösterilen taraf sıfatının “müşteki” olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüş; genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan kurulan hükümde, uygulama maddesinin yanlış gösterilmesi mahallince düzeltilebilecek yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma suça konu şeyin amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara
uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın, 25.04.2010 günü saat 23.40 sıralarında sevk ve idaresindeki … plakalı araç ile müşteki …’un kullandığı … plakalı aracı takip ettiği, müştekiye durması için selektör yaptığı, ancak müştekinin durmadığı, eski Belediye İşhanı yanına geldiklerinde sanığın meskun mahal içerisinde müştekiyi korkutmak kastı ile 4-5 el silahla müştekinin döndüğü istikamete doğru ateş ettiği ve 18.05.2010 günü saat 22.35 sıralarında Pazar İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin Pazar Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2010/258 değişik … sayılı önleme kararına istinaden, Karadeniz Caddesi üzerinde yaptıkları kontrollerde sanığın, kullandığı … plakalı araç ile durdurulduğu, yapılan üst aramasında bir adet 9 mm çapında ruhsatsız silah ve 8 adet merminin ele geçirildiği, bu suçtan dolayı hakkında işlem yapılmak üzere İlçe Emniyet Müdürlüğüne getirildiği, burada bulunduğu sırada muhafaza odasında bulunan kalorifer peteği ve bankoya vurarak zarar verdiği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın, müşteki …’un kullandığı aracı takip edip, durması için selektör yaptığı halde durmaması üzerine, müştekiyi korkutmak kastı ile onun bulunduğu istikamete doğru 4-5 el silahla ateş etmekten ibaret eyleminin, TCK’nın 106/2-a maddesine uyan tehdit ve 170/1-c maddesine uyan genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarını oluşturduğu, ancak anılan Kanunun 44. maddesi uyarınca sadece en ağır cezayı gerektiren tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde her iki suçtan ayrı ayrı hüküm kurulması,
2- Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesi uygulanırken “sanığın geçmişi” lehine yorumlandığı halde, lehe hükümlerin uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken “sabıkalı geçmişi, suç işlemeyi alışkanlık haline getirmesi” aleyhine değerlendirilmek suretiyle hükümlerde çelişkiye düşülmesi,
3- Sanığın adli sicil kaydında yer alan Pazar Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2000/68 E, 2000/102 K sayılı, Rize Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2003/40 E, 2003/ 155 K sayılı ve Pazar Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2003/23 E, 2003/33 K sayılı ilamlardaki cezaların infaz tarihleri üzerinden, 5237 sayılı TCK’nın 58/2. maddesinde öngörülen sürelerin geçmiş olması, Rize Sulh Ceza Mahkemesinin 2006/338 E, 2007/183 K sayılı ilamının ise miktar itibariyle kesin hüküm olması karşısında, bu ilamların tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi,
4- 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulamasında a,b,d,e bentlerinde gösterilen hakları mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, c bendinde sayılan kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkı; vesayet veya kayyımlığa ait hizmette bulunma haklarını koşulu salıverme tarihine kadar kullanamayacağının hükümlerde gösterilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısının ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.