YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5479
KARAR NO : 2014/17895
KARAR TARİHİ : 03.11.2014
Tebliğname No : 15 – 2012/303450
MAHKEMESİ : İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 05/10/2009
NUMARASI : 2009/279 (E) ve 2009/701 (K)
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Katılana ait … plakalı minibüste şoför olarak çalışan sanığın, söz konusu minibüsü ve bundan elde ettiği kazancı katılana iade etmeyip uhdesinde bulundurduğu ve bu şekilde devir olgusunu inkar etmek suretiyle hizmet ilişkisinin gereklerine aykırı hareket ederek üzerine atılı olan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Tüm dosya kapsamına göre; katılanın aşamalarda verdiği ifadelerinde; söz konusu minibüsün kendisine ait olduğunu, sanığın minibüste şoför olarak çalıştığını, bunun dışında bir hakkının bulunmadığını, suç tarihinde aracın sanık tarafından alıkonulduğunu ve kazancının da kendisine iade edilmediğini beyan ederek şikayetçi olduğu, İzmir Emniyet Müdürlüğü’nün 28.08.2008 tarihli yazısına göre; söz konusu aracın 1/2 hissesinin katılana, diğer 1/2 hissesinin de E. K.’e ait olduğunun bildirildiği, Karşıyaka 1.Sulh Hukuk Mahkemesince 18.08.2008 tarihli verilen kararda; dava konusu aracın hak sahibinin katılan olduğuna ve başka bir kişide bulunması halinde bu şahıstan alınarak katılana teslim edilmesine hükmedildiği, anılan karara istinaden yapılan icra takibi kapsamında, 20.08.2008 tarihli haciz tutanağı ile söz konusu aracın katılana teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; araç üzerinde hiç bir hakkı bulunmayan ve sadece anılan aracın şoförü olduğu sabit olan sanığın, söz konusu aracı alıkoyması, katılana iade etmemesi veya aracın işletilmesinden kaynaklanan kazancı uhdesinde bulundurması şeklinde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacak nitelikte eylemlerde bulunup bulunmadığının tespit edilebilmesi bakımından, katılanın ve dosya içerisinde isimleri belirtilen tanıkların ifadelerine başvurulup iddia edilen eylemlerin sanık tarafından işlenip işlenmediğinin açıkça ortaya konulması, bu hususların belirlenmesi halinde atılı suçun oluşacağı dikkate alınıp karar yerinde tartışılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve isabetsiz gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.