YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5546
KARAR NO : 2014/17973
KARAR TARİHİ : 04.11.2014
Tebliğname No : 11 – 2011/110417
MAHKEMESİ : Beyoğlu 4. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 21/10/2010
NUMARASI : 2006/286 (E) ve 2010/620 (K)
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, katılan firmadan 08.12.2004 tarihinde imzalanan finansal kiralama sözleşmesiyle 4 yıllığına bir adet traktör kiraladığı, ancak sonrasında kira ücretini ödemediği, bunun üzerine katılan firma tarafından sanığa kira bedelini ödemesi, aksi taktirde malı iade etmesi için ihtarname çekildiği, bu ihtarnamenin sanığa 15.02.2006 tarihinde tebliğ edildiği, ancak sanık buna rağmen kira bedelini ödemediği gibi, malı da iade etmediği ve bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın kira bedelini ödememesi nedeniyle katılan şirket tarafından sözleşmenin feshedildiği, ilgili Ticaret Mahkemesi’nde açılan dava sonucunda, sözleşmeye konu mal üzerine de tedbir konulduğu, sanığın 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu ile Finansal Kiralama Sözleşmesi’nde öngörülen “iade zorunluluğunu” yerine getirmeyerek, suça konu traktörü ihtarnamenin 15/02/2006 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen süresi içerisinde şirketin gösterdiği adrese iade etmediği, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin tedbir kararına istinaden 02/07/2009 tarihinde suça konu traktörün icra yolu ile katılan şirketçe teslim alındığı, buna göre, sanığa 15/02/2006 tarihinde ihtarname gönderdikten sonra geçen uzun süreye rağmen kiralanan malın tesliminden hukuka aykırı olarak kaçındığı bu nedenle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 155/2. maddesine göre sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.