YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5585
KARAR NO : 2014/18309
KARAR TARİHİ : 06.11.2014
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılanın, borçlusu tanık … olan 31.01.2009 vadeli, 6.000,00 TL bedelli senedi, 26.01.2009 tarihinde sanığın işyerine götürerek bedelini komisyon karşılığında erken tahsil etmek istediği, sanığın senet bedelini tahsil edip 10-15 dakika içerisinde geri geleceğini söylediği, bunun üzerine katılanın ciro ederek suça konu senedi verdiği sanığın senet bedelini getirmediği gibi avukat …’e giderek senet bedelinin tahsil etmesini istediği, tanık…’in çalışanlarından …’dan icra takibi yapmadan önce borçlu ile görüşmesini istediği, tanık …’ın senet bedelini…’ya elden ödediği, ancak sanığın tahsil ettiği parayı katılana vermeyerek mal edindiğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın, katılan ile ailecek görüştüklerini, zaman zaman birbirlerinden borç alıp verdiklerini, katılanın kendisine olan 7.800,00 TL borcunun bir kısmına karşılık suça konu 6.000,00 TL bedelindeki senedi verdiğine yönelik savunmasına karşın katılanın yeğeni olan tanık …’ın katılanın senedin bedelini komisyon karşılığı vadesinden önce tahsil etmesi için ciro ederek sanığa verdiğine yönelik beyanına rağmen, sanığın işyerinde dönem dönem çalıştığını söyleyen tanık …’in ise katılanın sanığa bir kağıt verdiğini, arkasını imzaladığını, on beş gün sonra kalan parayı getireceğini söylediğini anlatması karşısında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine yönelik mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği gerekçesi ile beraat kararı verilmesi gerekirken; kanun ile düzenlenmeyen ve Yargıtay’ın içtihatı birleştirme kararlarına konu edilmediği halde hatalı değerlendirme ile zilyedliğin devrinin inkârına yönelik güveni kötüye kullanma suçunun oluşup oluşmadığının hukuki alacaktan kaynaklandığı ve yazılı belgeye karşı yazılı kanıtla ispat edilmesi gerektiği gerekçesi ile sanık hakkında beraat kararı verilmesi sonuca etkili olmadığından,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün bu değişik gerekçe ile ONANMASINA, 06.11.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.