YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5639
KARAR NO : 2013/17875
KARAR TARİHİ : 19.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıklardan …’in babası, …’nin eşi olan …’ın 19.10.2009 tarihinde vefat ettiği, vefat edenin Sosyal Güvenlik Kurumundan 25/10/2009 ile 24/11/2009 tarihleri süresine ait aylıkları toplamı 600 TL’nin ölenin hesabından bankamatik kartı ile sanık … tarafından 24/10/2009 tarihinde çekilerek annesi diğer sanık …’ye verildiği, 25/01/2010 tarihi itibariyle bankanın ihtarı üzerine sanık … tarafından çekilen tutarın SGK’ya iade edildiği iddia olunan olayda; sanıkların hesapta bulunan parayı vefat eden …’ın daha önceden hakkettiği bir para sandıklarını ve bu nedenle parayı hesapta görünce çektiklerini savunmaları, sanıklara parayı geri ödemeleri konusunda bildirimde bulunulunca yasal faizi ile birlikte bankaya kısa sürede iade etmeleri karşısında, savunmaların hayatın olağan akışına uygun görüldüğü, sanıkların üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işleme kastıyla hareket etmedikleri, bu şekilde atılı suçun unsurlarının oluşmadığına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.