YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5667
KARAR NO : 2014/21296
KARAR TARİHİ : 16.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş,193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı yasanın 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Avukat olan sanık …’ın, katılan …’e, bir dairenin icra kanalıyla satıldığını söyleyip adına almak üzere katılanı ikna ettikten sonra, … Noterliği’nce düzenlenen 20.08.2008 tarihli vekaletnameye istinaden katılanın vekilliğini üstlendiği, evi alacağından bahisle 45.000TL parayı katılandan aldığı, sonrasında başka koşullarda daha iyi ev bulduğunu, bu evi 117.000 TL’ye satın aldığını ve vekaletnameye dayanarak da önceki evi sattığını, ipotekli olarak satın aldığı 117.000 TL’lik dairenin taksitler halinde ödeyeceğini söylediği, sonrasında, katılan …’in iş yerine gittiği ve tapu harcına ilişkin bir takım belgeler imzalatacağından bahisle 3 evrak imzalattığı, imzalattığı evraklar içerisinde 110.000 TL’lik bir senet de bulunduğu, sonrasında bu senedi diğer katılan …’tan aldığı 55.000 TL’ye arşılık teminat olarak verdiği, ancak katılan …’dan da bu parayı kız arkadaşı olarak bahsettiği diğer katılan …’in üzerine olan evin ipotek borcunu ödeyip satarak oluşan kardan katılan …’a vereceğini söyleyerek aldığı, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda, taraflar arasındaki husumetin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu anlaşılmakla sanık hakkında verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan … vekili ve katılan …’ün temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 16.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.