Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/5944 E. 2014/22103 K. 24.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5944
KARAR NO : 2014/22103
KARAR TARİHİ : 24.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanıkların, katılanın işlettiği mantar üretim çiftliğinde işçi olarak çalıştıkları, aynı zamanda sanık …’ın katılanın bilgisi dahilinde müşteriler tarafından gönderilen mantar bedellerini alıp katılana teslim etmekle görevli olduğu, sanık …’ın katılanın müşterisi olan … Pazarlama Şirketi’den mantar bedeli olarak 5.000 TL’lik çek ile 2.000 TL lik nakit paradan sadece çeki katılana verdiğini, 2.000 TL’yi ise katılana vermeyerek menfaat temin ettiği, ayrıca çiftlikte bulunan 2 adet sobayı katılanın bilgisi dışında tanıklar … ve …’na sattığı, sonraki bir tarihte ise Saraçoğlu Şirketinin yetkilisi …’nu telefon ile arayarak acil paraya ihtiyaçları olduğunu, satılacak mala karşılık 3.000 TL parayı eşi sanık … adına PTT havalesi ile göndermesini söylediği ve aynı gün çalıştıkları çiftlikten şirkete ait bir adet fatura, bir adet kaşe çiftlik yetkilisi ve çalışanlarının kimlik fotokopilerini de alarak çiftlikten ayrıldıklarını ve Söğüt ilçesinden sanık …’ın hesabına yatan 3.000 TL parayı çekerek bir daha şirkete dönmediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Sanık, tanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında bozmadan önce kurulan hükümde hürriyeti bağlayıcı ceza yanında 1240 TL adli para cezasına hükmedilmesine karar verilmesi ve bu karara karşı aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında 1240 TL’den daha fazla adli para cezasına hükmedilemeyeceğinin gözetilmeyerek 1250 TL adli para cezasına hükmedilmesi ve 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sonuç cezadaki adli para cezası ile ilgili kısımdan “1250 TL” ibaresinin çıkarılarak “1240 TL” ibaresinin eklenmesi; yine hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığın suçu işlemediğine dair aşamalarda değişmeyen savunmaları, diğer sanık …’ın, sanığın haberinin olmadığına dair beyanı ve tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair, her türlü şüpheden uzak mahkumiyete yeterli delil bulunmaması karşısında, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.