YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5948
KARAR NO : 2014/22074
KARAR TARİHİ : 24.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, katılana ait firmada mazot satış elemanı olarak çalıştığı sırada, firmanın müşterisi olan tanık …’e 60 TL değerinde mazot satışı yapıp parayı peşin olarak aldığı halde veresiye satmış gibi gösterip parayı firmaya intikal ettirmeyerek uhdesinde tutmak suretiyle menfaat temin ettiği, daha sonra ise satmadığı halde … adına 41,58 TL’lik veresiye fişi düzenleyip yerine imza atmak suretiyle mazot satılmış gibi gösterdiği, suça konu fişteki … adına atılan imzanın sanığın eli ürünü olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği somut olayda;
1-Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Sanık, tanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Sanık, tanık ve katılan beyanları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre eylemin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın sabıkasız oluşu ve sanık hakkında verilen cezanın bir daha suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluşması nedeniyle ertelenmesine karar verilmesi dikkate alınarak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi özel belgede sahtecilik suçlarında dosyaya yansıyan, ileri sürülmüş ve belgelendirilmiş giderilmesi gereken ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi bir zarar bulunup bulunmadığının taraflardan sorulup bir saptama yapılmadan, manevi zararın ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, sanığın işlemiş olduğu özel belgede sahtecilik suçundan dolayı “katılan tarafın zararları karşılanmadığı dikkate alınarak” şeklindeki yetersiz gerekçe ile CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.