YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6028
KARAR NO : 2013/8396
KARAR TARİHİ : 07.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, 4320 Sayılı Kanuna Muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma suça konu şeyin amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; sanık hakkında…Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 2010/ 38-38 E/K sayılı değişik iş kararı ile 4320 Sayılı Yasa gereği eşine şiddet uyguladığı gerekçesiyle “6 ay süre ile eşine karşı korku, şiddet, panik, yaralamaya teşebbüs, yaralama, tehdit ve hakaret içeren eylemlerden yasaklanmasına” karar verildiği, söz konusu kararın kesinleşip, infaza verildiği, kararın 20/04/2010 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, sanığın tedbir kararına rağmen eşinin babası ile kaldığı evin önüne gelip, eşi olan katılanı korkuttuğu, diğer katılanın da evinin camını kırdığı iddia edilen olayda;
1-Mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Katılan …’ın suç tarihi itibariyle sanığın kayınbabası olduğuna ilişkin vukuatlı nüfus kaydı temin edilerek mala zarar verme suçu yönünden TCK’nın 167/1-b
maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,,
2-4230 sayılı kanuna muhalefet suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Hükümden sonra, 20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve aynı gün yürürlüğe giren 08/03/2012 gün ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 23/1.maddesi ile 14/01/1998 tarihli ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’un tümüyle yürürlükten kaldırıldığı, anılan Kanun’un, 13/1.maddesinde “Bu Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi halinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hakim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.” şeklindeki düzenleme ile tedbire muhalefet eyleminin yaptırımının yeniden düzenlendiği, tanımlar başlıklı 2.maddesinin (c) bendinde ise hakim tanımının Aile Mahkemesi hakimini ifade edeceği düzenlemesi karşısında tedbir kararlarına aykırılık halinde görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğu ve bu nedenle görevli mahkemenin yeniden düzenlendiği anlaşıldığından görevsizlik kararı verilmesinin gerekmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenle, 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.05.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.