YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6364
KARAR NO : 2014/21979
KARAR TARİHİ : 24.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Kamu davasına katılma istemi hakkında bir karar verilmeyen şikayetçi kurum vekilinin 5271 sayılı CMK’nın 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek ve hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
30.12.2010 olan karar tarihinin, gerekçeli kararın sonunda 30.11.2010 olarak hatalı yazılması, mahallinde düzeltilebilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıklar … ve …’nün pamuk ekmedikleri halde destekleme primi alabilmek için 2009 yılında …tarla ve dalyan mevkiilerinde bulunan 694 ve 50 nolu parsellerde pamuk ekimi yapılmış gibi çiftçi kayıt formu düzenleyerek ve buna ilişkin bir kısım belgeler temin ederek sarayköy ilçe tarım müdürlüğüne ibraz ettikleri, bu suretle kamu kurumunun zararına dolandırıcılığa teşebbüs ve zincirleme halde özel belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddia edilen somut olayda;
1- Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, sanıklar hakkında 30.12.2010 tarihinde verilen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı katılan vekilinin yaptığı itirazı üzerine, Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda verdiği ret kararı ile verilen hükmün kesinleştiği anlaşıldığından, katılan vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2- Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan incelemede;
Sanık … ‘in oğlu olan diğer sanığın getirdiği belgeleri imzalaması dışında üzerine atılı sahte belge kullanma suçunu işlediğine dair delil bulunmadığından beraati yerine, yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi,
Sanık …’ın sahte olarak düzenlediği ve kabul edilen birden fazla belgenin neler olduğunun kararda gösterilmemesi ve bu belgelerin hangi özellikleri dolayısıyla resmi belge niteliğinde olduğunun kabulüne ilişkin olarak da, ilgili belgeler duruşmada incelenip özellikleri zapta geçirilmeden 5237 sayılı TCK’nın 43 maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii ve katılan kurum vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.