Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6494 E. 2015/510 K. 15.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6494
KARAR NO : 2015/510
KARAR TARİHİ : 15.01.2015

MAHKEMESİ : Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıklardan ..’ın ..’da bulunan … isimli eczanenin sahibi ve mesul müdürü olduğu, sanık ..’nin ise bu eczanede kalfa olarak çalıştığı, diğer sanık …’in ise ..’da bir sağlık ocağında doktor olarak görev yaptığı, sanıklardan …’in aynı zamanda …’nın doktoru olduğu, bazı hastaları hiç görmeksizin haklarında reçete düzenlediği ve ilaçlarını da muayene yaptığı yere ve sigortalıların ikametlerine yakın olmadığı halde aracılar vasıtasıyla sanık…’ın eczanesinden
aldırdığı, bu kapsamda sigortalıların haberleri olmaksızın birtakım ilaçları almışlar gibi SGK’ya ilaç bedellerinin fatura edildikleri, ilaçların sigortalılara teslim edilmeyip reçetelerin arkasına başkalarının imzalarının alındığı, yine aracılar vasıtasıyla eczaneden alınan 160 adet ilacın kupürlerinin sahte olduğunun ve bu ilaçların 120 tanesinin sanık doktor …tarafından reçete edildiğinin tespit edildiği, bazı sigortalılara yazılan ilaçların o hastaların sürekli olarak kullandığı ilaçlar arasında yer almadıkları gibi ilgilileri tarafından da teslim alınmadıklarının bildirildiğinin iddia edildiği somut olayda; sanıkların inkara yönelik savunmalarına karşın… tarafından hazırlanmış 09.03.2010 tarihli Ön İnceleme ..’nda özellikle … isimli sigortalının oğlu…’nun ifadesinde kupürlerinin sahte olduğu tespit edilen .. isimli ilaç ile .. isimli eczaneden alınmış görünen bir kısım ilaçları…’nun hiç kullanmadığını ve bu ilaçların teslim almadıklarını söylemesi, yine..ı’nın … isimli ilacı kullanmadığını, kendisine reçete edilmiş gibi görünmesine rağmen bu ilacı teslim almadığını söylemesi, sigortalı …n’ın gelini ..n’ın ifadesinde sanık doktorun verdiği ve sanık eczacıdan alınmış görünen ..isimli ilaçları almadığını, kayınpederinin bu ilaçları kullanmadığını, 12.05.2006 tarihli reçetedeki ..ve .. isimli ilaçları almadığını beyan etmesi,.. isimli ilaçları almadığını, kullanmadığını söylemesi karşısında ismi geçenlere ilişkin duruşmadaki beyanlar arasındaki çelişki somutlaştırılarak giderilmeden, reçeteler üzerindeki ilaçları teslim alan şahıslara ait imza ve yazı incelemeleri yaptırılıp ilaçları kimlerin teslim aldığı araştırılmadan, sigortalıların haberi olmaksızın yazılan ilaçların hangileri olduğu, bu ilaçların kimlere teslim edildiği konusunda inceleme yapılıp teslim alan şahısların beyanlarına başvurulmadan, sahte ilaç kupürleri ile ilgili olarak, suça konu kupür asılları getirtilip inceleme yaptırıldıktan sonra sanık …’ın alış veriş yaptığı depo kayıtları ile karşılaştırılıp sahte kupürlerin nasıl temin edildiği araştırılıp gerekmesi halinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.01.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.