YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6515
KARAR NO : 2013/6488
KARAR TARİHİ : 09.04.2013
Kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret, mahkeme heyetine hakaret suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı TCK’nın 125/3.a-4, 62, 52/2-4 maddeleri gereğince; 7.080,00 TL. adli para cezası ve 5237 sayılı TCK’nın 125/3.a-4, 43/2, 62, 52/2-4 maddeleri gereğince; 8.840,00 TL. adli para cezası ile cezalandırılmasına dair … . Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18/02/2010 tarihli ve 2008/234 esas, 2010/175 karar sayılı kararının vaki temyiz istemi üzerine bozma talebine dayanılarak dava dosyası … Cumhuriyet Başsavcılığının 14/10/2012 gün ve 2010/211162 sayılı tebliğnamesi ile dairemize gönderilmiş, Dairemizin 12.02.2013 gün ve 2012/16146 Esas, 2013/2533 sayılı kararıyla hakaret suçlarından kurulan hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK.nın 308. maddesi uyarınca … Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine Dosya incelenerek gereği düşünüldü.
… Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 12/02/2013 gün ve 2012/16146 Esas, 2013/2533 sayılı kararının itiraza konu bölümünün KALDIRILMASINA,
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Somut olayda; başka suçtan tutuklanan sanığın duruşma salonundan çıkarılırken “böyle mahkemeyi de, böyle kararı da, böyle adaleti de, böyle polisi de, böyle devleti de sinkaf edeyim” diyerek kamu görevlilerine karşı hakaret suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine, ancak;
Sanığın başka bir suçtan tutuklandıktan sonra sorgunun yapıldığı mahkeme salonundan dışarı çıkarken mahkeme hakimine ve görevli polis memurlarına yönelik hakaretinin TCK’nın 43. maddesi kapsamında değerlendirilerek bir kez cezalandırılmasına ve bu cezanın TCK’nın 43. maddesinden artırılması yerine eylemleri ikiye ayrılarak iki kez cezalandırılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.