Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6610 E. 2015/186 K. 13.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6610
KARAR NO : 2015/186
KARAR TARİHİ : 13.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.

Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir.
Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; sanıklar … ve…’nın yetkilisi oldukları .. Turizm ve Gıda Yatırımları San. Tic. Ltd. şirketinde işçi olarak çalıştığı anlaşılan sanık …’ün şikayetçi …’in işletmekte olduğu … üzerinde, ….’de bulunan …. Petrol adlı akaryakıt istasyonuna geldiği, burada kendisini şirketin yetkilisi olarak tanıtıp yaptığı görüşmede, İstanbul-İzmir arasında mal taşıdıklarını belirtip şirkete ait kamyonlara petrol istasyonundan yakıt almak istediklerini beyan edip kendileri hakkında . … Şubesinden bilgi edinebileceklerini, kendilerinin bu banka şubesi ile uzun süredir çalıştıklarını belirtmesi üzerine, şikayetçi…’un yaptığı araştırma sonucunda şirket hakkında olumlu bilgiler edinilerek, akaryakıt alımı ve satımı konusunda anlaşma sağlanarak şirketin gönderdiği araçlara akaryakıt verilmeye başlanıldığı, sanıkların sahibi bulunduğu şirkete ait oldukları bildirilen araçların oldukça sık zaman aralıklarıyla petrol istasyonuna gelerek akaryakıt alıp, çoğunun …istikametine geri dönüş yapmalarından şikayetçinin şüphelenmesi üzerine yapmış olduğu araştırma sonucunda petrol istasyonundan akaryakıt alan kamyonların çoğunun sahte plakalı kamyonlar olduğu, bunun üzerine şirkete ulaşmaya çalıştığında şirket yetkilisi sanıkların iş yerlerine gelmediklerini ve iş yerini terk ettiklerinin öğrenilmesi üzerine dolandırıldığını anladığını, yaklaşık 83.000 TL’lik akaryakıt bedelinin ödenmemesi suretiyle dolandırıldığı; sanık … kendisini şirket yetkilisi olarak tanıtıp şikayetçiler Metin ve Süleyman Göksel’in işlettikleri Petline

benzin istasyonuna geldiği, aynı şekilde Akaryakıt almak istediğini beyan ettiği, imza sürküleri ve çalıştıkları bankaya havale yaptıklarını gösterir banka dekontlarını da göstererek güven sağladığı, akaryakıt alımı konusunda anlaştıkları şikayetçilere 15.000 ve 20.000 TL bedelli çek verdikleri, bunun üzerine şikayetçilerin, sanıkların kendilerine yönlendirdikleri plakalarını not aldıkları çok sayıda kamyona toplam 73.000 TL tutarında akaryakıt verdikleri, aldıkları çekleri bankaya sorduklarında karşılıklarının olmadığını öğrendikleri ve bu şekilde dolandırıldıklarını anladıkları iddia edilen olayda, şikayetçiler … ve … beyanlarında 2006 yılının mayıs ayında sanık …’ün istasyona geldiğini, akaryakıt almak istediğini beyan ettiği, çekleri alarak kabul ettiklerini, sanığa verdikleri mazot fişi karşılığı gelen kamyonlara mazot doldurduklarını, istasyona gelen kamyonların boş olup mazot aldıktan sonra tekrar İzmir’e dönmesinden şüphelenip sanığı arayarak bundan sonra peşin çalışmak istediklerini söylediklerini, sanığın paranızı ayarlayacağım diyerek kendilerini oyaladığını, bu suretle sanığa toplam 73.000 TL mazot verdiklerini, daha sonra sanığın ortadan kaybolduğunu, şikayetçi … ise kendisini… olarak tanıtan şahsın istasyonuna gelip mazot almak üzere anlaşma yaptığını, teminat olarak 2 çek verdiğini, sanığa toplam 83.000 TL’lik mazot verdiğini, ancak sanık… tarafından verilen çeklerin karşılığının bulunmadığını beyan ettiği, sanık… Tuncer şirketinin çalışanı olup kendisini şikayetçilere gönderenlerin şirket yetkilisi diğer sanıklar olduğunu, kendisinin sadece aracı olduğunu ifade etmekte ise de şirketin faaliyet göstermeyen, başkalarından devir alınmış ve hiç bir şeyden habersiz … ve … adına devir alınarak tescil edilmiş ve sanık… tarafından bu tür dolandırıcılık eylemlerinde paravan olarak kullanılan bir şirket olduğu şikayetçilerin yalnızca sanık… ile muhattap olmaları, tanıklardan … sanık…’in kendisini …’daki bir inşaat şirketinin ..Büro sorumlusu olarak tanıttığını ve oto kiraladığını söylediği, mazot fişi alan kamyon şoförü tanıklar …, … ve … mazot fişi aldıkları şahsın sanık… olduğunu teşhis ettikleri,
Tuncer Turizimcilik şirketinin kağıt üzerinde ortakları görülen sanıklar … ve …’nın müsnet suçun hiçbir aşamasında şikayetçi ve kamyoncular ile yüz yüze gelmedikleri, şikayetçilerle anlaşan, onlara çek veren, tüm kamyoncularla irtibata geçip istasyonlardan mazot çeken ve fiş karşılığında bedellerini kamyonculardan alan kişinin sanık… olduğu anlaşılmakla, sanığın her iki istasyondan aynı kasıt altında ve değişik zamanlarda haksız kazanç temin ettiği kabul ettiği, sanıklar … ve …’ın delil yetersizliğinden beraatlarına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

1-Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik katılan … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
İddianamelerde yer almadığı halde, sanığa ek savunma hakkı verilmeden TCK’nın 158/1-f ve 43. maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 226/2.maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.