YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6639
KARAR NO : 2014/21905
KARAR TARİHİ : 23.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında belirlenen cezadan, takdiri indirim nedeniyle indirim yapılırken sevk maddesi olarak TCK’nın 62. maddesi ve uygulanan indirim oranı gösterilmemiş ise de, bu eksikliğin mahallinde tamamlanması mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş,193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı yasanın 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
… Emlak adlı iş yerinde çalışan sanık …’ın, tanık …’a ait olan “… Mah. …Sok. 3/1” adresinde bulunan daire için, tanık …’tan herhangi bir satış yetkisi almadığı halde, … Emlak isimli firmanın internet sitesinde bu dairenin satışı için ilan verdiği, katılanın eşi tanık …’nın bu internet sitesindeki satılık ilanlarından bir dairenin fiyatını beğenip görmek istemesi üzerine sanık ile tanık …’nın görüştüğü ve sanığın emlakçı dükkanının yakınında kendilerine randevu verip bahse konu daireyi kendilerine gösterebileceğini söylediği, katılan ile tanık …’nın kararlaştırılan buluşma yerine gittiğinde sanığın aracına aldığı katılana henüz bir daire göstermeden boş olan tellallık sözleşmesinin formalite ve mutat uygulama diyerek imzalattığı, tanık …’nın beğendiği daireyi görmek üzere gittiklerinde dairenin anahtarı bulunmadığından sanığın daireyi katılana gösteremediği, ancak sanığın elinde başka bir daire olduğunu söyleyerek tanık …’a ait olan daireyi gösterebileceğini söylediği, beraberce dairenin bulunduğu yere gittiklerinde bu dairenin de anahtarının sanıkta olmadığı, ancak sanığın apartman görevlisi ile görüşüp dairenin anahtarını bu şahıstan temin ederek daireyi gösterdiği, daireyi beğenen katılanın bir kaç gün sonra aradığında sanığın fahiş bir fiyat söylediği, katılanın tekrar bahse konu daireye gidip kapıcı ile görüşerek mal sahibi tanık …’ın telefon numarasını alarak …… ile irtibata geçtiği, …’ın dairesini satılığa çıkardığını, dairenin satış yetkisinin gerçekte …Emlak isimli emlakçıya verdiğini, bu işyerinin sahibi emlakçı … ile konuşabileceğini, başka bir emlakçıya veya sanığa dairenin satışı konusunda yetki vermediğini söylediği, katılanın da tanık olarak dinlenen … isimli emlakçı ile görüşüp daireyi 255.000 TL ye almak üzere anlaşmaya vardıkları ve bu anlaşma sonucu daireyi katılandan satın aldığı, emlakçı …’e de bu satış nedeniyle komisyon ücreti ödediği, sonrasında dairenin satıldığını öğrenen sanığın boş olarak imzalattığı, gayrimenkul telalllık sözleşmesini satış bedeli 345.000 TL olarak doldurup sanki satışı gerçekleştiren yetkili emlakçı gibi ücreti ödenmediğinden bahisle icraya koyduğu, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, tanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanık tarafından işlendiği anlaşılmakla hakkında verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, içerik itibariyle sahte olan tellalık sözleşmesini kullanarak katılan hakkında icra takibi başlatması karşısında, TCK’nın 158/1-d maddesinde öngörülen “Kamu kurumunun vasıta olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunun oluşmasına rağmen, aynı kanunun 158/1-i. maddesinde belirtilen “Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunun oluştuğu kabulü ile uygulama yapılması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 23.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.