YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6646
KARAR NO : 2014/22195
KARAR TARİHİ : 25.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, suç eşyasını satın alma
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Sanıklardan …’nin katılanın işyerine giderek Avrupa’dan emekli olduğunu, oğlunun Çorlu Kaymakamı olarak görev yaptığını, üç kardeş olarak yaptırdıkları cami için kalorifer tesisatı döşeteceğini söyleyip katılan ile pazarlık yapıp, 11.500,00 TL’si peşin, geri kalan 8.500,00 TL’si iş bitiminde verilmek üzere toplam 20.000,00 TL karşılığında anlaştıkları, daha sonra sanık … ile diğer sanık …’in birlikte gelerek malzemeleri bir kamyonete yükleyip gittikleri, katılana parasını ödemedikleri gibi malzemeleri de sanık …’a 2.700,00 TL karşılığına sattıklarının iddia edildiği somut olayda;
1- Sanıklar … ve … hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
Katılanın soruşturma aşamasındaki beyanlarında sanık …’nin suça konu malzemeleri sanık …’e sattığını iddia etmesine rağmen, diğer sanık …’a sattığının ortaya çıkması ve sanık …’ın da söz konusu malzemeleri sanık …’den aldığını söylemesi karşısında sanık …’in inkara yönelik savunmalarının aksini gösterir, dolandırıcılık suçundan mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği, diğer sanık …’ın ise sanık …’inin dosyaya ibraz ettiği faturayı görmesi üzerine malzemeleri spot piyasadaki bedellerini ödeyerek satın alması nedeni ile üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmünün temyiz incelemesinde;
Sanığın, kendisini daha önceden tanımayan katılana oğlunun Çorlu Kaymakamı kendisinin ise Avrupa’dan emekli olduğunu söyleyip güven telkin ettikten sonra yaptırdıkları cami için kalorifer tesisatı döşeteceğini söyleyerek indirim yaptırmak suretiyle katılanı ikna edip dosyadaki faturaya
göre 11.499,98 TL bedelindeki malzemeyi teslim aldığı, yanında para olmadığını söyleyip dört adet senet verdiği eyleminde hileli hareketler sergilediği, bu sayede katılanın güvenini kazanarak hiç tanımadığı birisine parasını almadan mal satmasını sağladığı gözetilerek TCK’nın 157/1 maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun temel şekli ile cezalandırılması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.12.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.