Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6699 E. 2015/516 K. 15.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6699
KARAR NO : 2015/516
KARAR TARİHİ : 15.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Korgan PTT İlçe Müdürlüğü’nde dağıtıcı olarak görev yapan sanığın eşinin rahatsız olduğu, müracaat ettikleri Korgan Devlet Hastanesi tarafından tedavisinin bir fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezinde yapılması gerektiği gerekçesi ile refakatli olarak sevkinin yapıldığı, sanığın eşinin… Merkezi’nde tedavisinin yapıldığı, 29.12.2010 tarihli görev yolluğu bildirim formunu tanzim eden sanığın tedavinin bir kısmını kapsayacak şekilde sıhhi izinli olması ve söz konusu tıp merkezinden alınan yazıya göre tıp merkezine ait servis ile gidip gelmelerine rağmen eşinin tedavisinin yapıldığı 20 gün için refakatçi olduğu gerekçesi
İle hem eşi hem de kendisi için yol masrafı ve 20 günlük gündelik ücreti istediği, ilgili makam tarafından yapılan kontrolde sanığın eşinin 18 gün tedaviye gittiği belirlenerek 282,00 TL ödeme yapıldığının iddia edildiği somut olayda; sanığın eşine kızı…a’nın refakat ettiğini savunması, bu beyanının kızı ve eşi tarafından da doğrulanması.. PTT Merkez Müdürlüğü’nün 04.11.2010 tarihli yazısına göre sanığın yolluk bildiriminde kızının isimini vermesi halinde de harcırah ödeneceğinin bildirilmesi, … Merkezi’nin 31.12.2009 tarihli yazısında sanığın eşi olan …’in merkezlerine ait servis aracı ile gidip geldiğinin bildirilmesine karşın bu yönde herhangi bir belgenin ibraz edilmemesi, sanığın ve tanıkların beyanına göre bir hafta boyunca servisin kullanıldığının, diğer zamanlarda sanığa ait araç ile kızının annesini tıp merkezine götürüp getirdiğinin anlaşılması, alınan bilirkişi raporu ve sanık savunmasına göre sanığın yolluk bildirimini düzenlerken bilgisizlik sonucu ve eksik evrak nedeni ile suça konu formu hatalı olarak düzenlediği, yine yolluk bildirimini kontrol eden makamların eksik evrakları da gözetip yapacakları basit bir araştırma ile yanlışlığı düzeltmelerinin mümkün olduğu ve sanığın yolluk bildirimine eklediği, yetkililerin denetim imkanını ortadan kaldıracak gerçeğe aykırı bir belgenin bulunmaması karşısında sanığın üzerine atılı suçları işleme kastı ile hareket ettiğine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesi ile verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 15.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.