Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6714 E. 2015/536 K. 15.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6714
KARAR NO : 2015/536
KARAR TARİHİ : 15.01.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın,.. İlinde tuvalet işleten mağdur …’ın yanına gelerek kendisini… olarak tanıtıp aynı pasajda çiçek sattığını söyleyerek cep telefonu numarasını verdiği, 02.10.2010 tarihinde sanığın cep telefonundan mağduru arayarak teyzesinin hasta olduğunu, saf bir oğlunun bulunduğunu ve kendilerinde bulunan altını satmak istediklerini belirterek yardımcı olup olamayacağını sorduğu, mağdurun da yardımcı olabileceğini söyleyerek … İlçesinde oturan sanığın yanına gittiği, burada sanığın mağdura teyzesinin elinde 2502 adet altın olduğunu, bunları satın almak için 5000 TL vermeleri gerektiğini beyan ederek açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen ve saf görünümlü bir kişinin getirdiği bir adet altını gösterip cebine koyduğu, mağdurunda sanığın söylediklerine inanarak üzerinde bulunan 2000 TL parayı sanığa verdiği, sanığın da suça konu altınları teyzesinden alıp getireceğini söyleyerek mağdurun yanından ayrıldığı, ancak bir daha geri dönmediği, katılan …’yi bir şahsın cep telefonundan arayarak askerlik arkadaşı … olduğunu söylediği, katılanın da … … diye bir asker arkadaşının olması nedeniyle bu şahısla sohbet etmeye başladığı, bu esnada … isimli kişinin katılana, dayısının devlet memuru olduğunu, gömü altın bulduğunu, ancak satmak için bir yer bulamadığı için kendisine satmak istediğini belirtip nakit para
verip veremeyeceğini sorduğu, katılanın da verebileceğini belirtmesi üzenine.. İlçesinde buluşmak üzere anlaştıkları, akabinde katılanın kendine ait araçla … İlçesine gelerek …t isimli şahsa telefon açtığı, …’in de işten çıkamadığını, abisinin gelip parayı alacağını belirterek beklemesini söylediği, bir müddet sonra sanık …’ın katılanın yanına gelerek …’in abisi olduğunu belirtip evlerine davet ettiği, daha sonra dayısından altınları alacağını söyleyerek katılandan para istediği, katılanın da toplam 8000 TL parayı sanığa verdiği, sanığın da söz konusu parayı alarak dayısın olduğunu beyan ettiği bir eve girerek bir daha çıkmadığı, bu şekilde sanığın hileli hareketlerle katılan ve mağdurdan haksız menfaat temin ederek üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ile mağdur ifadesi, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
2-Tekerrüre esas alınan sabıkada yer alan karşılıksız çek keşide etme suçunun, 6273 sayılı Kanun ile suç olmaktan çıkartılarak idari yaptırıma dönüştürülmüş olduğu ve silinme koşullarının oluştuğu dikkate alınarak, tekerrüre esas alınmayacağı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 58.maddesi gereğince sanığın cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
3-Her bir suç için ayrı ayrı TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerekirken her iki suç için bir tek hükümle TCK’nın 53/1.maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilmesi ve TCK’nın 53. maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “ velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun “ sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8. Maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından katılan …’ye yönelik eylem nedeniyle verilen adli para cezasına ilişkin sırasıyla “300 gün”, ”250 gün” ve “5000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün“, “4 gün” ve “80 TL“ adli para cezası, mağdur …’a yönelik eylem nedeniyle verilen adli para cezasına ilişkin sırasıyla “90

gün”, ”75 gün” ve “1500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün“, “4 gün” ve “80 TL“ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp her iki hüküm fıkrasının ilgili kısımlarına, “Sanığın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek ve TCK’nın 58. maddesi gereğince tekerrür uygulamasına ilişkin kısmın hükümden çıkartılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin ayrı ayrı DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.01.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.