YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6725
KARAR NO : 2013/6938
KARAR TARİHİ : 16.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK.nun 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1)Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanığın hakkında yürütülen nitelikli dolandırıcılık soruşturması kapsamında kolluk görevlilerince yakalandığında üst aramasında “…” adına düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı bulunan kimlik belgesinin çıkması, sanık hakkında bu kimlik bilgileri ve belgesi ile işlem yapılıp soruşturma evrakı düzenlenmesi, sorgusunun yapılıp tutuklanması, cezaevine alınması, yakalandığında alınan parmak izinin AFİS mukayesesi üzerine gerçek kimlik bilgilerinin belirlenmesinden sonra sahte kimlik bilgileri ile yapılan tüm işlemlerin düzeltilmesi hususları dikkate alındığında, kolluk, savcılık ve mahkeme aşamalarında sanığın üzerinden çıkan sahte kimlik belgesine müsteniden işlem yapılmış olması karşısında, tebliğnamedeki kimlik belgesinin aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi gerektiğine ilişkin görüşe iştirak edilmemiş olup, mahkemenin resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2)Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın katılana kendisini hastanede doktor olarak tanıtıp güvenini kazandıktan sonra dağıtılan yardımdan kendisini de faydalandıracağını ancak evinde inceleme yapıldıktan sonra muhtaç durumda olduğuna kanaat getirilmesi halinde yardıma müstahak olacağını söyleyerek birlikte katılanın evine gidip, görevlilerin gelip evde arama yapacaklarını ekonomik değeri bulunan eşya bulmaları halinde yardım vermeyeceklerini, evdeki ziynet eşyası ve paraları kendisine vermesini söyleyip aldığı altın bilezik, küpe gibi ziynet eşyası ile birlikte görevlileri kapıda karşılayacağını söyleyerek evden ayrılıp ortadan kaybolması şeklinde gelişen olayda, 1938 doğumlu katılanın salt yaşlı bir insan olmasına binaen algılama yeteneğinin zayıfladığı ve sanığın da katılanın bu durumundan istifade ederek katılanı aldatıp menfaat temin ettiği kabulü ile nitelikli dolandırıcılık suçundan sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 158/1-c maddesinde düzenlenen “kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturup oluşturmadığının tespiti bakımından, katılanın algılama yeteneğinin zayıf olup olmadığına dair, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastahanesi sağlık kurulundan ya da Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca, sanığa verilen ceza yönünden kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.