YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6769
KARAR NO : 2015/279
KARAR TARİHİ : 13.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklardan …’ın, diğer sanık … ile önceden işbirliği yaparak katılana ait olan … plakalı aracı toplamda 19.500 TL’ye satın aldığı, 2.500 TL verip bakiyesi için katılandan vekaletname aldığı, aynı gün babasıyla konuşan katılanın aracı satmaktan vazgeçerek aracını geri istediği, ancak sanığın aracı üçüncü bir kişiye sattığını, aracı geri veremeyeceğini, bakiye borcunu ertesi gün ödeyeceğini söylediği, ancak ertesi gün katılanın telefonuna çıkmadığı, yapılan soruşturmada sanık …ın işyerini kapatıp ortadan kaybolduğunun tespit edildiği, diğer sanık …’ün ise suça konu aracı …dan alıp kaydını üzerinde bir müddet tutarak 1 ay sonra …ın bildirdiği kişi üzerine devrini verdiği iddiasıyla sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan yapılan yargılama sonucunda; oto alım satım işiyle uğraşan katılanın çalıştırdığı işyerinden daha önce de araç alıp satan sanık …’ın, katılanın işyerine giderek bir araç almak istediğini belirttiği, … plakalı 2005 model marka aracın 19.500 TL bedelle satımı hususunda katılanla anlaştıkları, bedelin 2.500 TL’sini peşin, geri kalan kısmı için de dosya içerisinde örnekleri bulunan 10/08/2009 düzenleme tarihli, 10/09/2009, 06/09/2009 ve 13/08/2009 vade tarihli, 6.500 TL, 7.500 TL ve 3.000 TL tutarlı senetleri verdiği, katılanla 11/08/2009 tarihli oto satış sözleşmesini düzenleyerek aracı teslim aldığı, katılanın sanık … ile daha önceden de aynı yöntemle araç devir işlemlerini gerçekleştiren ve mahkemede tanıklıklarına başvurulan
…, ,,, ve … adlarına 21/08/2009 tarihine kadar geçerli olmak üzere adı geçen aracın satışı hususunda vekaletname verdiği, sanık …ın bu vekalete dayalı olarak aracı diğer sanık …’a 20.000 TL bedelle ve taksitle sattığı, ancak …’ün ailesinin bu satışa onay vermemesi üzerine, …’ün aracı aynı gün diğer sanık …a iade ettiği, …ın da aracı başka bir şahsa satarak devrettiği anlaşılmakla; sanıklar ile katılan arasındaki uyuşmazlığın araç alım satımından kaynaklanan hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, sanıkların katılanın iradesini etkileyecek herhangi bir hileli davranışlarının bulunmadığı ve dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık … lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün ilgili kısmına “Sanık …’ın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 1.100 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanık …’a verilmesi” fıkrasının eklenmesi suretiyle; diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13/01/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.