Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6787 E. 2015/309 K. 14.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6787
KARAR NO : 2015/309
KARAR TARİHİ : 14.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’in, oğlu sanık …’in refakatinde… Devlet Hastanesinin Genel Cerrahi Servisine yatış kaydı yaptırdığı, sanık …’in kendisine ait sosyal güvencenin bulunmaması ve tedavi giderlerini kendisi ödememek için kardeşi

sanık …’in bilgisi dahilinde sanık …’e ait yeşil kart ile hastaneye kayıt işlemlerini tamamladığı, sanık …’in ….. Devlet Hastanesi’nde Genel Cerrahi Servisinde diyafgramatik herni (mide fıtığı) tanısı ile ameliyatının yapıldığı, hastane işlemleri sırasında ayrıca sanık …’e ait fotoğrafın da sanık …’nin bilgisi dahilinde sanık …’nin refakatinde sanık … tarafından kuruma rapor tanzimi için ibraz edildiği, Devlet Hastanesi tarafından çıkarılan açıklamalı tahakkuk fişine göre sanık…’nin tedavi gideri olarak toplam 5447,42 TL’lik bir harcamanın yapıldığı somut olayda;
…’e ait yeşil kart üzerinde herhangi bir tahrifatın yapılmadığı, sağlık karnesinin sanık …’e ait olmadığının basit bir denetim sonucunda kolaylıkla tespit edebileceğinden gerçek sahibinin ibraz eden kişi olmadığının belirlenebilmesinin mümkün bulunduğu, nitekim yeşil kartın kullanan kişiye ait olmadığına ilişkin hastane görevlilerince tutanak tanzim edildiği, dikkate alındığında; sanıkların eylemlerinin, aldatıldığı iddia edilen hastane görevlilerinin denetim olanağını ortadan kaldırmamış olması, yapılan beyanla değil, basit bir incelemeden sonra söz konusu sağlık karnesinin başkasına ait olduğunun tespit edilebilmesinin mümkün olduğu, dolandırıcılık suçunun kurucu unsuru olan hile öğesinin sergileniş açısından karşı tarafın inceleme olanağını ortadan kaldırmaması nedeniyle atılı suçun hile unsurunun oluşmayacağının anlaşılması karşısında; sanıklar hakkında beraat kararı yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii, sanık … ve sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.