YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6798
KARAR NO : 2015/27
KARAR TARİHİ : 12.01.2015
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bedelsiz senedi kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için;sanığın elinde borçlusunca bedelinin tamamı yada kısmen ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile sokması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir. Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.
Katılanın kalfası olarak çalışan sanığın, alacaklarına karşılık olarak katılandan iki adet 10.000 TL ve 1.000 TL bedelli çek aldığı, söz konusu çek bedellerinin katılan tarafından ödenmesine rağmen, sanığın bu çekleri icra takibine koymak suretiyle bedelsiz senedi tahsile koyma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın, icra takibini 27/09/2005 tarihinde başlattığı, katılanın sanıktan, 10.000 TL bedelli çekteki borca mahsuben olmak üzere, 02/08/2005 tarihinde 5.000 TL, 28/05/2005 tarihinde 1.000 Euro para aldığı, alınan paranın, söz konusu çekteki borca mahsuben alındığının aynı tarihli makbuzlar üzerine de yazıldığı, bu şekilde, katılanın, sanığa icra takibinden önce kısmi de olsa ödeme yaptığını yazılı olarak ispatladığı, sanığın, bu çek bedeli hiç ödenmemiş gibi çekin tamamıyla ilgili icra takibi başlattığının sanık ve katılan beyanları ile makbuz içeriklerinden anlaşılması karşısında, suçun sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır, sanıkla katılan arasında başka hukuksal ilişkilerin olması ile borcun bulunmadığına dair taraflar arasında bir menfi tespit davası açılıp açılmadığının araştırılmasının sonuca bir etkisinin bulunmayacağı ve kısmi de olsa yapılan ödemelerin katılan tarafından yazılı delille ispat edilmiş olması karşısında, bu hususlarda bozma isteyen tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
2-Sanık hakkında belirlenen hapis para cezasının, adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan kanun maddesi olan TCK’nın 52/2. maddesinin gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
3-5237 sayılı TCK’nın cezaların toplanması kuralına yer vermediği dikkate alınarak ve sanık hakkında hükmolunan her bir cezanın diğerinden bağımsız olduğu gözetilmeden TCK’nın 156. maddesi kapsamında verilen 3.000 TL ve 2.000 TL’nin toplanmasına karar verilerek sonuç olarak 5.000 TL adli para cezasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “120 gün”, “100 gün” ve “2.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” , “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi, hükmün ilgili kısmına “TCK’nın 52/2” ibaresinin yazılması ve cezaların toplanarak sanığın 5.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına” ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkartılarak, yerine, “adli para cezaların ayrı ayrı infaz edilmesine” denilmek suretiyle suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.