YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6830
KARAR NO : 2015/471
KARAR TARİHİ : 15.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında kurulan hükmün yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilip usulüne uygun olarak 17.06.2011 tarihinde tebliğ olunan 24.03.2011 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanık müdafiinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 27.06.2011 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz isteminin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık Dirençhan ile hakkında mahkumiyet kararı verilen diğer sanık …’in fikir ve eylem birliği içerisinde hareketle gazete ilanından gördükleri katılana ait aracı satın alıp bir miktar kapora verdikten sonra bir miktar daha peşin para verecekleri, geriye kalan miktarı da senet düzenlemek suretiyle 13.000 TL’ye aracı satın aldıkları, katılanın, sanık Dirençhan’ın uzman çavuş kimliğini görmesi ve diğer sanığında işletmesi olması nedeniyle sanıklara güvenerek satış için sanık Dirençhan’a vekalet çıkarttığı, ancak sanıkların katılana anlaşma doğrultusunda ödemeleri gereken peşin parayı ödemeyerek ortadan kayboldukları birkaç gün sonra ise suça konu aracı hakkında beraat kararı verilen diğer sanık … galerisine götürdükleri ve aracı 7.500 TL’ye …’a sattıkları, aracı da bırakarak bir miktar para ve çek aldıkları, katılanın bu sırada şüphelenmesi üzerine sanık …’ı vekillikten azlettiği, bu nedenle aracın satışının gerçekleşmediği sanıkların baştan itibaren dolandırmak kastıyla hareket ettikleri, yine 13.000 TL’ye aldıkları aracı hemen kısa bir süre sonra 7.500 TL’ye sattıkları, bir an önce aracı nakde çevirip menfaat sağlamayı amaçladıkları anlaşılmakla sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
1-Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
2-Gün olarak belirlenen adli para cezası, paraya çevrilerek sonuç adli para cezası belirlenirken,5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesi hükmüne aykırı olarak; TCK’nın 52/2. maddesinin gösterilmemesi,
3-5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53. madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından adli para cezasına ilişkin sırasıyla ” 30 gün ” ve “ 600 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün” ve “ 100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi; hüküm fıkrasının 3.paragrafının başına “TCK’nın 52/2.maddesi uyarınca” ibaresinin yazılması yine 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından tamamen çıkartılıp yerine, ” 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.01.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.