Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6863 E. 2015/179 K. 13.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6863
KARAR NO : 2015/179
KARAR TARİHİ : 13.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir.Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir.Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılanın, … Şarampol Şubesi’nde hesabının bulunduğu, sanık …’ın ise katılanın teyzesinin oğlu

olduğu, katılanın evine ziyarete geldiğinde gizlice kimliğini aldığı, kardeşinin gayri resmi eşi olan diğer sanık…… ile birlikte … . Şubesi’ne 03/12/2010 tarihinde gittikleri ve buradan sanık …l’in katılanın kimliğini ibraz etmesi suretiyle 1.500 TL parayı hesabından çektikleri, yine her iki sanığın 14/12/2010, 17/10/2010 tarihlerinde ….. şubesine gittikleri, yine katılanın kimliğinin sanık…… tarafından ibraz edilmek suretiyle 3000 ve 6000 TL paranın çekildiği olayda, eylemlerinin zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesi ile birlikte, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f, son maddesinde düzenlenen banka, veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu da oluşturduğundan hapis cezası ve adli para cezasının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, ONANMASINA, 13.01.2015 tarihinde Başkan vekili …’nın değişik gerekçesi ile oybirliğiyle karar verildi.

(Değişik gerekçe)

DEĞİŞİK GEREKÇE:

Sanıkların katılan …’a karşı iddia ve kabul edilen eylemleri, suçtan zarar gören …ın kimliğinin sanık… tarafından, kendisinden habersiz ve izinsiz alınarak, sanık…tarafından bankaya ibraz edilip …ın hesabından para çekilmesinden ibarettir. Katılan …a karşı banka araç olarak kullanılmamıştır.
Katılan … ise suçun mağdurudur ve katılan bankaya karşı yine bankanın yani kendisinin araç olarak kullanıldığından söz edilemez. Bu sebeple sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 158/1-b bendinin uygulanma koşulları yoktur.
Bu nedenlerle hükmün doğrudan onanması görüşünde olduğumdan, Sayın çoğunluğun “Sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesi ile birlikte, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f, son maddesinde düzenlenen banka veya kredi kurumlarının araç olarak

kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu da oluşturduğundan hapis cezası ve adli para cezasının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.” şeklindeki hükmün eleştirilerek onanması görüşüne katılmıyorum.