Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6888 E. 2015/319 K. 14.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6888
KARAR NO : 2015/319
KARAR TARİHİ : 14.01.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Düşme, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Karı koca otelcilik işi ile uğraşan şikayetçilerin, yanlarında çalışan … sebebi ile sanık … ile tanıştıkları, bu tanışıklığın günden güne artarak samimiyet derecesine vardığı, samimi sohbetler sırasında sanığın eski …. altınları konusunda şikayetçileri heveslendirici bilgiler verip kendilerine de bu altınlardan temin edebileceğini söylediği, durumu değerlendiren şikayetçilerin söz konusu teklife sıcak bakarak altınlardan temin etmeye karar verdikleri bu suretle … ile şikayetçi…nın altın numunesi almak için … ilçesi … kasabasına geldiği, burada kendilerini yaşlı bir amca ile sakat bir çocuğun karşılayarak kendilerine bir altını numune olarak verdiği, sakat çocuğun gerçekte sanık… olduğu, söz konusu kişilerin dolandırıcılık yapmak amacıyla bir araya geldiği, altın numunesini alarak …’ye dönen şikayetçilerin numuneyi birkaç sarrafa göstererek bu altınların pisayada tedavül gören özellikte olduğunu öğrendikleri, daha fazla altın almak için tekrar …’e başvurdukları, bu suretle .. ile beraber tekrar .. Kasabasına

doğru yola çıktıkları ve yanlarına nakit olarak 13.935 EURO ve 6.500 ABD dolarını aldıkları, her ihtimale karşı da can güvenlikleri için de tanıklar …’e kendilerini arkadan takip etmelerini söyledikleri, aynı günün gecesi saat 22:30 sıralarında şikayetçilerin … ile birlikte tenha bir yere geldikleri, kendilerini burada … ismi ile tanıtan sanık …’nin karşıladığı, altınları getirmek maksadıyla şikayetçilerden para dolu çantayı alan sanık..i’nin bir daha geri dönmeyerek kaçtığı, sanıkların bu eylemleriyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık … ve sanık… hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık …’ın yargılama devam ederken 07.04.2008 tarihinde öldüğünün UYAP üzerinden …’ten temin edilen nüfus kaydından anlaşılmasıyla verilen düşme kararı ile sanıklar … ve …’ın savunmaları, katılanlar ve tanıklar beyanı ile tüm dosya kapsamına göre, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair savunmalarının aksine mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin, somut, inandırıcı bir delil elde edilemediği ve yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın, ölümü nedeniyle hakkında düşme kararı verilen sanık … ile fikir ve eylem birliği içinde suçu işlediği tüm dosya kapsamından anlaşılmasına rağmen, oluşa uygun düşmeyen yetersiz gerekçeyle beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekiline temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.01.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.