Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6926 E. 2015/935 K. 21.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6926
KARAR NO : 2015/935
KARAR TARİHİ : 21.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür.Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir.Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıkların arabam.com.tr isimli internet sitesine … marka aracın satışi için ilan verdikleri, bir şekilde elde ettikleri tanık …’a ait TC kimlik numarası ile sanık … adına kayıtlı telefon numarasını ilana yazdıkları, ilanı görerek arayan müştekiye, sanığın kendisini … olarak tanıtıp, 18.500.-TL ye aracın satışı konusunda anlaştıkları, sanığın aracı ..a getirmesi için 150.-TL ücret istediği, müştekinin 150.-TL’yi sanığın bildirmiş olduğu … TC numarasını yazıp … numaralı telefon numarasını girmek suretiyle.. ait ATM’den yatırdığı, sanıkların parayı aldıktan sonra aracı teslim etmedikleri gibi parayı da iade etmedikleri olayda, sanıkların eyleminin bilişim sistemlerini araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (i) ve (k )bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin TCK’nun 158/1-f. son maddesi gereğince temel ceza belirlenirken doğrudan haksız elde olunan yararın iki katının esas alınması
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “300 TL” ve “250 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla“ 15 gün” , “ 12 gün” ve “ 240 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.01.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Karşı oy)
Şikâyetçi …’ın başvurusu üzerine, şüpheliler … ve … hakkında .. Cumhuriyet Başsavcılığının 10.05.2010 tarihli iddianamesi ile Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan TCK’nın 158/1.f maddesi ile cezalandırılmaları talebi ile dava açılmıştır.
Yargılama sonunda sanıkların arabam.com isimli internet sitesine .. marka aracın satış ilanını verdikleri ve .. isimli şahsa ait TC kimlik numarası ve ..’in bildirdiği….telefon numarasını kullanarak mağdurun ATM’den para göndermesini sağlayarak dolandırıcılık suçunu işledikleri kabul edilerek sanığın TCK’nın 158/1.f bendinden cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Teknolojik aletler kullanılarak yapılan yanlış ya da zarar verici eylemler bilişim suçu olarak adlandırılır. Bilişim suçlarına örnek olarak; E-mail adresinin çalınması, Kredi kartı bilgilerinin ele geçirilmesi, Sahte evraklar düzenleme, Yetkisiz Erişim ve Dinleme, Bilgisayar Sabotajı, Bilgisayar Yoluyla Dolandırıcılık, Kanunla Korunmuş Bir Yazılımın İzinsiz Kullanımı, Her türlü telif hakkı bulunan yayın ve içeriklerin kopyalanması ve dağıtılması, Yasadışı pornografik yayınlar, Kişisel bilgiler çalmak, Rahatsızlık Verme, Korkutma veya … suçları verilebilir. Bilişim suçunda en önemli unsur suçun “dijital ortam” da gerçekleşmiş olmasıdır.
Davamıza konu olan somut olayda sanıklar fiili dijital ortamda gerçekleştirmemişlerdir. Sanıklar suç işlemeden önce internet ortamında sadece ilan vermişlerdir. Eylemlerin gerisi telefon ve ATM kullanılarak gerçekleştirilmiştir. TCK’nın 6. maddesinin g) bendindeki tanıma göre; “Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar” Anlaşılır. Sanıkların internet ortamında verdikleri ilan maddede belirtilen tanıma uygundur. Sanıkların internet ortamında ilan vererek, basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanarak mağdura ulaşmak şeklindeki eylemleri TCK’nın 158/1.g bendinde tanımlanan suçun hareketlerinden birisidir. Sanıkların devam eden eylemleri ile fiilin bütünü TCK’nın 158/1.g) bendinde tanımlanan suçu oluşturur. Bu nedenle Sayın çoğunluğun sanıkların TCK’nın 158/1.f) bendi ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün düzeltilerek onanması yönündeki görüşüne katılmıyorum.