Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7053 E. 2015/683 K. 19.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7053
KARAR NO : 2015/683
KARAR TARİHİ : 19.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yaşın küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı,ayyaşlık veya bunlara benzer durumlarda bulunma dolayısıyla, fiil ve hareketlerin saikini ve sonuçlarını doğru olarak algılayamayan kişilerin dolandırılması, TCK’nın 158/1-c bendiyle ağırlaştırıcı neden kabul edilmiştir. Algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle kişilerin aldatılması daha kolaydır. Algılama,duyu organları aracılığıyla, olay, nesne ve ilişkileri birbirinden ayırt etme demektir. Yaş küçüklüğü,akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk, uyuşturucu etkisinde bulunma yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olan kişilerin aldatılması suçun konusudur. Mağdurda zayıf da olsa bir irade, zayıflamış bilinç var olmalıdır. Akla uygun davranma demek,belli bir olay karşısında normal insanlardan çoğunun izleyeceği davranışa uygun hareket etmek demektir. Hâkim,somut olayın mahiyetini, kişinin içerisinde yaşadığı sosyal çevreyi, gelişme derecesini, muhakeme ve fikrî becerisini göz önünde tutarak değerlendirme yapacaktır. Algılama yeteneğinin çok zayıf olması
veya hiç olmaması halinde, aldatılması gereken bir irade söz konusu olmayacağından dolandırıcılık suçundan bahsedilemeyeceğinden hırsızlık suçu söz konusu olacaktır. Ceza sorumluluğu olmayan 12 yaşını bitirmemiş çocukların ve tam akıl hastalarının yaptıkları hareketlerin anlam ve sonuçlarını bilemeyeceklerinden aldatılmalarından ve dolandırılmalarından bahsedilemez. 12 yaşını tamamlayıp 15 yaşını tamamlamayan çocukların algılama yeteneklerinin bulunup bulunmadığı araştırılarak, bulunmaması halinde eylem, hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Fail, bilerek mağdura uyuşturucu madde vererek veya sarhoş ederek onun algılama yeteneğini azaltmış ise ve oluşturulan bu zayıflık anında mal alınmışa eylem, TCK’nın 148/3 kapsamında cebir kapsamında değerlendirileceğinden yağma suçunu oluşturacaktır.
Sanık Kezban’ın olay tarihlerinden önce dükkana gelip gitmesi sebebiyle tanıdığı ve aklen maluliyetini iyi bildiği mağdur …i’nin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanarak kendisini … olarak tanıtıp mağdur ile evleneceği yönünde sözler söyleyip onu kandırarak iş yerine 226 03 42 nolu telefon hattı ile … hizmetinin bağlanmasını sağladığı, bu hizmetleri kullandığı, yine kendisini mağdurun eşi olarak gösterip 1.656 TL değerinde laptop bilgisayar aldırdığı ve bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda; sanık…’ın aşamalarda değişmeyen istikrarlı savunmalarında atılı suçu işlemediğini, laptopu mağdur …i’den satın aldığını, .. internet bağlantısını da mağdur tarafından haberi olmadan bağlatıldığını, mağdurun akli dengesinin yerinde olmadığını anlamadığını, mağdura evlenme vaadinde bulunmadığını beyan etmesi karşısında , gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından ;.. Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 04.08.2008 tarihli raporunda, sanığın akli maluliyetinin kendisini tanımayan 3. kişilerce algılanacağı belirtilmiş ise de, sanığın kendisine ait kredi kartının bulunması, kendi başına .. internet hattına abone olması ve sanığın ısrarlı savunmaları karşısında, mağdur …i’nin, Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edilerek akli maluliyeti ve 3. kişilerce anlaşılıp anlaşılmayacağı hususunda yeniden rapor aldırılması, laptopun satın alınışına ilişkin fatura ve belgeler ile … aboneliğine ilişkin belgeler getirtildikten sonra, faturaların kim tarafından ödendiği, bilgisayarın ne zaman alındığı, mümkünse kim tarafından kullanıldığı, mağdur …i tarafından kullanılıp kullanılmadığının tespiti, yine sanığın, mağdura evlenme vaadinde bulunup bulunmadığının tespiti bakımından, sanığın çalıştığı işyerinde suç tarihinde birlikte çalıştığı kişiler belirlenerek bu konuda tanık olarak ifadelerinin alınması ve sanık anlatımı ile tanık …’nin beyanlarına göre mağdur …i’nin tek başına gidip internet abonesi olması nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin ne şekilde oluştuğu tartışıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E.,2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 100 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.