Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7116 E. 2015/667 K. 19.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7116
KARAR NO : 2015/667
KARAR TARİHİ : 19.01.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, yanında açık kimlikleri tespit edilemeyen iki kişi ile birlikte şikâyetçinin işyerine giderek kendilerinin mali şubeden geldiklerini, polis olduklarını ve haklarında şikâyet bulunduğunu söyledikleri sırada yakalanamayan şahıslardan birisinin cüzdanını çıkartarak polis kimliğine benzeyen kimlik gösterdiği ve faturaları inceleyeceklerini belirttikleri, faturaların muhasebecide olduğunun söylenmesi üzerine …’nun şikâyetçiye hitaben “İşi fazla uzatmayalım, gel sen bize 20.000 Dolar ver, bu işi kapatalım” diye teklifte bulunduğu, durumdan şüphelenen şikâyetçinin parayı temin edeceğini belirterek dışarı çıktığı ve arkadaşı …’ı arayıp polis çağırmasını istediği, paranın gelmesinin beklendiği sırada iki şahsın benzin alacaklarını söyleyerek ayrıldıkları, işyerinde bekleyen sanığın ise gelen kolluk personeli tarafından yakalandığı anlaşıldığından, eyleminin dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 61. maddesine göre, adli para cezasının hesaplanması sırasında cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırım ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucunda cezanın belirlenmesi gerektiği halde, gün olarak tayin edilen temel adli para cezasının paraya çevrilmesi sonrasında indirimin bu miktar üzerinden yapılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, hüküm fıkrasından 2. ve 3. bentlerinin çıkarılarak yerlerine sırasıyla “Sanığa hükmolunan cezadan TCK’nın 35/2. maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında indirim yapılarak 1 yıl 6 ay hapis ve 22 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına” ve “TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca sosyal ve ekonomik durumu göz önünde bulundurularak sanığa verilen adli para cezasının günlüğü takdiren 20 TL’den hesap edilerek sanığın 440,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.