Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7151 E. 2015/460 K. 14.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7151
KARAR NO : 2015/460
KARAR TARİHİ : 14.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Mağdur …’ın … sağlık yardımından faydalanan sigortalı olduğu, kalçasındaki kırık sebebiyle ……-sa Hastanesinde 17.10.2005 tarihinde operatör doktor sanık … tarafından ameliyat edildiği, 20.10.2005 tarihli Sağlık Kurulu raporuna göre ameliyatta mağdur …’a Biotechni marka bir adet bipolar cup isimli malzeme ile… marka bir adet femoral head isimli malzeme takıldığı, 17.10.2005 tarihli 2016 numaralı fatura ile bu malzemelerin mağdur …’a satıldığı, sağlık kurulu raporuyla fatura içeriğinin birbirini doğruladığı, ancak mağdurun rahatsızlığının devam etmesi üzerine 2006 yılı başında …Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Operator doktor … tarafından yapılan ikinci ameliyat ile mağdura takılmış olan protez malzemelerinin çıkarıldığı ve bu malzemelerin yerli üretim Tıpmed marka femoral head isimli malzeme ile … marka bipolar cup isimli malzeme olduğunun anlaşıldığı, bu malzemelerin ise daha ucuz olduğu, mağdur …’ın Biotechni marka ithal malzemeler için … Ortapedi Tıbbi aletler şirketine 3.139.15 TL ödediği ancak ikinci ameliyat sonucunda malzemelerin daha düşük kalitedeki ucuz fiyatlı malzameler olduğunun ortaya çıktığı, bahse konu şirketin yetkilisi olan sanıklar … ve … ile sanık doktor …’in …nu araç olarak kullanarak dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilen olayda;
1-Sanıkların üzerlerine atılı suçu işlemediklerini, ameliyatta çıkarıldığı iddia edilen malzemelerin tıbbi atık olduğundan saklanmaması gerektiğini, bu malzemelerin kendilerinin kullandığı malzemeler olduklarına ilişkin yasal bir delilin bulunmadığını savunmaları, 20.10.2005 tarihli Sağlık Kurulu raporu, 17.10.2005 tarihli fatura ve Malzeme İstem ve Gereklilik Raporununda yazılı malzemelerin birbirini doğruladıkları, Operatör … adıyla imzasız ihbar dilekçesi üzerine…-.. Hastanesindeki ortopedi uzamanı doktorlar hakkında yürütülen soruşturma sırasında, 28.02.2006 tarihinde… Numune Hastanesi’nde tanık… tarafından mağdurdan çıkarıldığı iddia edilen protezin 2 yıl boyunca adı geçen doktor tarafından kayıtsız olarak muhafaza edilip 02.04.2008 tarihinde müfettişe teslim edildiği, suça konu malzemelerin mağdurdan çıkarıldığına dair bir tutanak ve tespitin de bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanıkların savunmalarının aksine, müsnet suçtan mahkumiyetlerine yeter nitelikte, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden beraatleri yerine yasal olmayan gerekçe ile mahkumiyetlerine karar verilmesi,
2-Kabule göre de;
a-Katılan … tarafından kurum zararı bulunmadığının bildirilmesi karşısında, sanıkların eyleminin mağdur …’a karşı 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesindeki

dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-17.10.2005 tarihli fatura değeri 3.139.15 TL olduğu halde katılan Kurum tarafından mağdura 14.02.2006 tarihinde 2.601.96 TL ödeme yapılması karşısında, katılan Kurumun ne şekilde zarara uğradığı ve uğradığı zarar miktarının kesin bir biçimde tespit edilerek adli para gün cezasının hesaplanması gerektiği gözetilmeden yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm kurulması,
c-Sanıklar … ve … müdafiinin 04.10.2010 havale tarihli dilekçesi ile Cumhuriyet Savcısının mütaalasında sanıklar hakkında TCK’nın 168/2.maddesinin uygulanması talebi hakkında herhangi bir karar verilmemesi,
d-İddianame ile talep edilmediği halde ek savunma hakkı tanınmadan sanık … hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanması suretiyle CMK’nın 226. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Katılan … vekili, sanıklar … ve … müdafi, sanık … müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.01.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.