YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7411
KARAR NO : 2015/942
KARAR TARİHİ : 21.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler,
internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, şikayetçiye ait …’de pompacı olarak çalışmakta olduğu, suça konu banka şubesine ait 08.11.2007 tarihli, 875.00TL bedelli çeki satmış olduğu mazot karşılığında aldığını beyan ederek şikayetçiye verdiği, şikayetçinin suça konu çeki tahsil etmesi için hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen…’a verdiği,…’ın çeki tahsil etmek için banka şubesine sunduğunda, çekin sahte olduğunun anlaşıldığı, sanık suça konu çeki vadeli satmış olduğu mazot karşılığında tanımadığı bir müşteriden aldığını beyan etmiş ise de, 30.06.2010 tarihli bilirkişi raporuna göre çekin ön yüzündeki yazı ve imzaların sanığın yazı ve imzaları ile benzerlikler bulunduğunun belirlendiği, sanığın suça konu sahte çeki ….adına imzalayıp satmış olduğu mazot karşılığı şikayetçiye vererek nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanığın savunmasında, suça konu çeki, petrol istasyonuna gelen erkek bir şahsın kamyonuna aldığı mazot karşılığında verdiğini beyan etmesi, ancak alınan bilirkişi raporunda keşideci imzası ve yazılarla sanığın yazı ve imzaları arasında önemli benzerlikler bulunduğunun belirtilmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından, çekin arka yüzünde yazılan yazıda belirtilen …’ın kim olduğu, telefon numarasının kimin adına kayıtlı olduğu ve kim tarafından kullanıldığının araştırılması, tespiti halinde tanık olarak dinlenmeleri, çekin keşidecisi ile cirantaların kimlik bilgileri ve adresleri tespit edilerek çağrılmaları, olaya dair beyanları ile yazı ve imza örneklerinin alınması, sanığın başka kurumlarda bulunan yazı ve imzaları getirtilerek, çekteki yazı ve imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığı yönünde mukayesesinin yaptırılması ve çekin gerçek olup olmadığının, çekteki sahteciliğin aldatma kabiliyetine haiz olup olmadığının bilirkişi marifetiyle tespitinin sağlanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.01.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.