YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7429
KARAR NO : 2015/774
KARAR TARİHİ : 20.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para
transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’e ait …’ne ait 30/06/2005 keşide tarihli 6000,00 YTL meblağlı .., sanık ..’a ait … emrine keşide edilerek … yetkilisi tarafından da ciro edilerek katılana verildiği, … bankaya ibrazında karşılıksız çıktığı, yapılan şikayet üzerine 27/12/2006 tarihli bilirkişi raporunda çekin ön yüzündeki tanzimle ilgili el yazılarının sanık … eli mahsulü olduğunun, keşideci imzasının ise sanık … eli mahsulü olmadığının belirtildiği, söz konusu çekin … Yetkilisi … tarafından müştekiye verildiğini, her iki şirket yetkilisinin anlaşmalı biçimde söz konusu çeki sahte olarak düzenleyip müştekiye vermek suretiyle sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işledikleri iddia olunan somut olayda; sanıkların fikir ve eylem birliği içinde bu çeki katılana baştan ödememe kastı ile verdikleri ve çek üzerindeki imzanın sanık …’in oğlu …’e ait olduğunun iddia edilmesi ile çekin iğfal kabiliyetini olup olmadığınınaraştırılmamış olması, katılanın … şirketi tarafından mal alımından yaklaşık bir hafta sonra bu çekin kendisine gönderildiğini beyan etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, sanıklar … ve … arasında çekin verilmesine esas ticari ilişkiye dair bilgi, defter, kayıt ve varsa irsaliyeli faturların getirilmesi, … tarafından tanık olarak gösterilen sanık …’in oğlu olduğu söylenen …’in dinlenerek sanık … ile birlikte… çalışmadığının, çekin kendisi tarafından imzalanıp imzalanmadığının sorulması ile imza ve yazı, rakam örnekleri alınarak ilgili çek üzerinde kriminal inceleme yaptırılması ile Yargıtay C.G.K’nın 03.03.1998 gün ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağının belirtilmesi karşısında, katılanla sanık… arasındaki ticari ilişki kurulurken başlangıçta çek verilip verilmeyeceği hususunun konuşulup konuşulmadığının tespiti sonucu sanıkların eylem ve fikir birliği
içerisinde suç işleme kastıyla hareket edip katılanı resmi belgede sahtecilik yapıp dolandırıp dolandırmadıklarının tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde sanıklar hakkında hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; 20/01/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.