YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7585
KARAR NO : 2015/1424
KARAR TARİHİ : 28.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik (iki kez)
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle
Hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Şikayetçi …’in evinin önünde Palmiye ağacı yetiştirip sattığı, palmiye ağacı yetiştirip sattığına dair internet sitelerine ilan verdiği, kendisini… olarak tanıtan sanığın şikayetçiyi arayarak satılık palmiye ağacı olup olmadığını sorduğu, şikayetçinin, elinde 200 adet satılık palmiye ağacı olduğunu, her bir ağacı 20 TL’den sattığını ifade ettiği, kendisini Vahit ismiyle tanıtan sanığın şikayetçiye ağaç başına 15 TL teklifte bulunduğu, borcu da çekle ödeyeceğini ifade ettiği, şikayetçi ile şsanığın ağaç başına 17 TL’den anlaştıkları, sanığın tekrar şikayetçiyi arayarak 200 adet palmiye ağacının tamamını alacağını, karşılığında da 4250 TL bedelli çek vereceğini söylediği, palmiye ağaçlarının toplam bedelinin 3400 TL tuttuğu, sanığın “çeki tahsil ettiğinde kalan parayı iade edersin” dediği ve çekin fotokopisini faks yoluyla şikayetçiye gönderdiği, daha sonra gelerek 4250 TL meblağlı keşidecisi … olarak görünen çeki şikayetçiye verdiği, Vahit Sabanlı sahte kimliğini kullandığını daha önceden tespit eden görevlilerin sanığı henüz ağaçları alamadan yakaladıkları, sanığın kullandığı nüfus cüzdanının tamamen sahte üzerindeki resmin sanığa ait olduğu ve nüfus cüzdanının iğfal kabiliyetine haiz olduğunun tespit edildiği, sanığın bu eylemleriyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, katılan ve şikayetçi beyanı, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamına göre, atılı suçun sanık tarafından işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan
kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1-5237 sayılı TCK’nın 158/1-f,son maddesi gereğince haksız menfaat miktarı gözetilerek verilen gün adli para cezasının TCK’nın 52. maddesi gereğince günlüğü 20,00TL’den hesap edilmek suretiyle netice olarak 3580TL yerine 1580TL eksik adli para cezası tayini,
2-Sanığın sabıka kaydındaki mahkumiyetinin kesin hüküm niteliğinde olduğu ve CMUK’nın 305/2. maddesi gereğince tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, sanığın mükerrir sayılarak cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, sanığın 1580 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine, ”sanığın, 5237 sayılı TCK’ nın 158/1-f,son maddesi gereğince 62.maddesi ile 179 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20,00 TL’den hesap edilerek sonuç olarak 3580 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” denilerek ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ilişkin kısmın hükümden çıkarılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.01.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.