Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7728 E. 2013/11875 K. 26.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7728
KARAR NO : 2013/11875
KARAR TARİHİ : 26.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Malına Zarar Verme, Görevi Yaptırmamak İçin Direnme, Kamu Görevlisine Karşı Görevinden Dolayı Hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Adli sicil kaydında tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58.maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma suça konu şeyin amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265.maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi
Özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir … için değil, görevine giren bir … için koruma sağlamaktadır. Cebir kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanığın, sevk ve idaresindeki aracı ile seyir halinde iken kırmızı ışık ihlali yapması üzerine, Kayseri Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memuru olan şikayetçinin, aracı
durdurarak sanıktan ehliyet ve ruhsatını istediği, evrakları inceleyip cezai işlem uyguladığı sırada sanığın, acelesi olduğunu söyleyerek ehliyeti şikayetçinin elinden çekip cezayı plakaya yazmasını söylediği, bu esnada trafik idari para cezası tutanağını da almaya çalışırken tutanağın bir sayfasını yırttığı, sanığın yanında bulunan ve yargılama aşamasında ölen kardeşi …’in ise cebir kullanarak şikayetçinin elindeki ruhsatı çekip aldığı, sanığın polis memuru şikayetçiye hitaben “silahım olsa şurada senin kafana sıkardım” diyerek aracı ile olay yerinden uzaklaşmaya çalışması üzerine biber gazı sıkarak kendisine engel olmak isteyen şikayetçiye sinkaflı küfürlerle hakaret ettiği, daha sonra olay yerine gelen takviye ekiplerin sanığı ve yanındaki kardeşini etkisiz hale getirerek … Vural Polis Merkezine götürdükleri, sanığın polis merkezine girdiği sırada giriş kapısının camekan bölümüne kafası ile vurmak suretiyle camı kırdığı iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda;
1-Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53.maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi alt soyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, alt soyu haricindekiler yönünden ise, yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümlerden 5237 sayılı Kanun’un 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkarılıp yerlerine, “5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın aşamalarda değişiklik göstermeyen savunmalarında, karakola girerken polis memurlarından birinin arkadan kafasına vurması üzerine kapıya çarptığını ve camın bu şekilde kırıldığını beyan etmesi, bu eylem nedeniyle sanığın şikayetiyle ilgili Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 28.07.2008 tarih ve 2008/19101 Soruşturma 2008/316 K sayılı kararıyla yaralama suçundan ayırma kararı verilmesi ve sanığın kafasını vurması suretiyle karakol giriş kapısının camının kırılması ile ilgili kolluk tarafından tanzim edilen 24.07.2008 tarihli tutanak mümziilerinin dinlenmemiş olması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2008/19396 soruşturma numaralı dosyası üzerinden yürütülen soruşturma akibetinin araştırılıp, dava açılmış ise dosyanın getirtilip incelenerek içeriği tutanağa geçirildikten ve aslı veya onaylı örneği Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde yargılama dosyası içine konulduktan, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, bu kararın onaylı bir örneği dosya arasına alındıktan, ayrıca 24.07.2008 tarihli tutanak mümziileri olan polis memurları…ve …’ın tanık olarak beyanlarına başvurulduktan sonra bütün deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazalı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
TCK’nın 53.maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi alt soyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, alt soyu haricindekiler yönünden ise, yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.06.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.