YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7731
KARAR NO : 2013/11873
KARAR TARİHİ : 26.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma suça konu şeyin amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Katılanın, sanık …’den satın aldığı araç karşılığında 4.500 TL değerinde senet düzenleyerek sanığa verdiği, borcunun 2.250 TL’lik kısmını ödedikten sonra kalan kısmı ödemek için senedini geri istediği, sanık …’nin de senedi kaybettiğini söylemesi üzerine, senet olmadan ödeme yapmayacağını belirten katılana sinirlenen sanıklar Remzi ve kardeşi …in, katılanın evinin önüne gelerek kapı ziline basıp dışarı çıkmasını istedikleri, katılanın kapıyı açmaması üzerine sanıkların katılana hitaben “erkeksen çık dışarıya, şerefsiz, namussuz, ananı avradını sinkaf ettiğimin adamı, çık lan dışarı” diyerek küfürler ettikleri, ardından da taşlarla ve tekmelerle katılanın park halindeki aracına vurmak suretiyle aracın camlarını kırıp kaportaya zarar verdikleri iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık …’un temyiz dilekçesinde aynı olayla ilgili Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/1315 E, 2010/766 K sayılı dosyası ile yargılama yapılarak karar verildiğini ve bu kararı temyiz ettiğini belirtmesi karşısında; anılan dava dosyasının getirtilip incelenerek, aynı olaya ilişkin olup olmadığı belirlendikten sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
2-5271 sayılı CMK’nın 231/6-c fıkrasında belirtilen zarar kavramının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamadığı, hakaret suçlarında manevi zararın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, sabıkasız olan sanıklar hakkında hakaret suçundan kurulan hükümde, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden CMK’nın 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3-Hakaret suçundan hükmolunan adli para cezalarının 5237 sayılı TCK’nın 52/4.maddesi gereğince taksitlendirilmesine karar verildiği halde, mala zarar verme suçundan tayin olunan adli para cezalarının taksitlendirilmesi konusunda bir karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.06.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.