YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7745
KARAR NO : 2013/11902
KARAR TARİHİ : 26.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Tehdit
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma suça konu şeyin amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Katılan sanık …’ın, diğer katılan sanık …’ın kiracısı olduğu, katılan sanıklar arasında kira alacağı nedeniyle açılmış tahliye davası bulunduğu, katılan sanık …’ın 17/04/2009 günü aracını evinin önüne park ettiği, ertesi gün park ettiği yere gittiğinde aracının sert bir cisimle çizildiğini ve dikiz aynasının kırıldığını gördüğü, aralarında bulunan husumet nedeniyle katılan sanık …’ın araca zarar verdiğini düşünerek 20/04/2009 günü …’in dükkanına gittiği ve …’e hitaben “o arabanın hesabını çok kötü vereceksin” diyerek tehdit ettiği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda;
1-Katılan sanık … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan beraat hükmünün incelenmesinde;
Katılan sanığın, … ‘ın aracına zarar verdiğine dair, soyut iddia dışında cezalandırılmasına yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Katılan sanık … hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Katılan sanık …’ın, kiracısı olan ve aralarında kira alacağı nedeniyle husumet bulunan …’ın … yerine giderek aracını çizdiğini düşündüğü …’e hitaben “o arabanın hesabını çok kötü vereceksin” demesi şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 106/1. maddenin 2. cümlesinde öngörülen tehdit suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükmolunan cezanın, asgari hadden tayin edildiğinin belirtilmesi karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 52/1. maddesi uyarınca adli para cezasının 5 gün yerine, alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle 10 gün olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “10 gün” ve “200 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.06.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.