Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7760 E. 2015/3636 K. 05.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7760
KARAR NO : 2015/3636
KARAR TARİHİ : 05.02.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıklardan … ile …’ın katılana ait mobilya mağazasına giderek sanık … için mobilya satın aldıkları, karşılığında ise şikayetçi …’a ait … Taahhüt Yapı Malzemeleri Sanayi ve Tcaret Limited Şirketi’ne ait daha önce çalınmış, 03.04.2008 keşide tarihli, 2.350,00 TL bedelindeki çeki arkasını ciro ederek verdikleri, iki gün sonra sanıklar … ve …’ın tekrar katılanın işyerine gelerek bu kez de … için mobilya beğendiklerini söyleyerek, 1.600,00 TL bedelindeki koltuk takımı için …’ın 30.03.2008 tarihli bonoyu sahte adres yazarak düzenleyip katılana verdiği, sanıkların katılana ait işyerinden ayrılırken bir arkadaşlarının da yatak odası takımı alacağını söyledikleri ve akşamüzeri sanık …’nu da yanlarına alarak tekrar mağazaya geldikleri, sanık …’nun da beğendiği mobilyalara karşılık kefili sanık … olan üç adet 750,00 TL, bir adet 900,00 TL bedelli senedi verdiği, katılanın şüphelenmesi üzerine her ne kadar sanıklar … ve …’a satın aldıkları mobilyaları teslim etmişse de sanık …’na mobilyaları üç gün sonra teslim edebileceğini, senet yerine çek vermelerinin daha iyi olacağını söylediği, bunun üzerine sanık …’nun diğer sanık …’in kendisine verdiği, yine şikayetçi …’a ait şirkete ait 06.04.2008 keşide tarihli 7.250,00 TL bedelli çalıntı çeki bir gün sonra katılana götürdüğü, çek bedelinin üstüne de alış veriş yapacağını söylediği, zaman kazanmak isteyen katılanın mobilyaları hazır edince arayacağını söyleyerek çekleri bankaya götürdüğünde çalıntı olduklarını öğrenip sanıkları yakalattığı somut olayda;
Nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine ilişkin olarak; sanıklar … ve …’ın başından beri katılanın senet ve çek karşılığı mobilya
satmasını fırsat bilerek amaç ve fikir birliği içerisinde hareket edip önce sanık … adına iki gün sonra ise sanık … adına mobilya satın alıp, ilk alışveriş için çalıntı çek ikinci alış veriş için ise senet vermeleri, sanık …’nun ise başından beri ödeme gücü olmaması ve ikrar ettiği üzere hastaneye olan borcunu ödeyebilmek için senet ve çek karşılığı ürün satan katılanı kandırıp, aldığı mobilyaları satarak borcunu ödemeye çalışması, katılanın senet karşılığı ürünleri teslim etmeye yanaşmaması üzerine bu kez de sanık …’den temin ettiği çalıntı çeki verip senetlerini almak suretiyle haksız menfaat temin etmeye yönelik eylemi nedeni ile nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediği, diğer sanıkların ise zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamede sanık … hakkında beraat kararı, diğer sanıklar bakımından ise TCK’nın 43. maddesinin uygulanmayacağına ilişkin bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümde elde edilen haksız menfaatin 3.950,00 TL olduğu ve elde edilen haksız menfaatin iki katı gözetilerek 395 gün karşılığı adli para cezasına hükmedilip, TCK’nın 43. madesi uygulanarak 493 gün karşılığı, günlüğü 20,00 TL hesabı ile 9.860,00 TL adli para cezası yerine neticeden 7.900,00 TL adli para cezasına hükmedilmesi ile sanık …’nun elde ettiği haksız menfaatin 3.150,00 TL olduğu gözetilip 315 gün karşılığı adli para cezası yerine 180 gün karşılığı adli para cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere ilişkin olarak; sanıkların kullandıkları çeklerin, çalıntı olduğuna dair şikayetçi …’a ait suç tarihinden önceki müracaatı gözetildiğinde orijinal olan çeklerin dosya içerisindeki fotokopilerinin incelenmesinde unsurlarının tam olduğunun görülmesi, sanık …’ın düzenlediği adres bilgileri yanlış olarak yazılmış senedin düzenleme tarihinin bulunmadığı, bu haliyle özel belge niteliğinde olduğu, ancak TCK’nın 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması nedeni ile bu durumun sonuca etkili olmayacağı anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, O yer Cumhuriyet savcısı, sanık … müdafii, sanık …, sanık … ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 05.02.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.