YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7763
KARAR NO : 2015/1862
KARAR TARİHİ : 03.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
14/02/2006 günü saat 11:45 sıralarında devriye görevi ifa eden görevli polis memurlarına İncirli köprüsü üzerinde 3 şahsın üç kağıt tabir edilen kağıt oyunu ile vatandaşları dolandırdıklarının ihbar edilmesi üzerine, görevli polis memurlarının köprü üzerine çıktıkları, burada sanık … ve temyiz incelemesi dışındaki …’ın kalabalık bir grup içerisinde üç kağıt tabir edilen kağıt oyununu oynattıklarını gördükleri, polis memurlarını gören sanıkların kaçmaya çalıştıkları; ancak, kovalamaca sonucunda her üç sanığın da yakalandığı, sanıkların oyun oynatmakta kullandıkları 12 adet iskambil kağıdının da üzerlerinde ele geçirildiği şeklindeki somut olayda; sanığın ve yanında bulunan temyiz dışı … ile …’ın herhangi bir mağdura yönelen hileli bir hareketlerinin olduğuna dair bir iddia bulunmadığı gibi, buna ilişkin bir delil de elde edilemediği, söz konusu iskambil kağıtlarının elde bulundurulmasının hazırlık hareketi mahiyetinde olduğu ve dolandırıcılık suçunun oluşumu için aranan hileye ilişkin icrai hareketlerin henüz başlamadığı gözetilmeden, sanığın atılı suçtan beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
1- Sanık hakkında hapis cezası yanında adli gün para cezasına hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken “2 yıl hapis cezası ve 2.000 TL ve 1.000 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına” karar verilmesi suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
2- TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun“ sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03/02/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.