Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7823 E. 2015/2141 K. 04.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7823
KARAR NO : 2015/2141
KARAR TARİHİ : 04.02.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, tanık …’in askerlik arkadaşı olduğu, askerliğin bitmesinden sonra sanığın tanık …’i telefonla arayarak gömü altın bulduklarını ancak pazarlayacak kimseyi bulamadıklarını söylediği ve yardım istediği, tanık …’in de çalışmış olduğu iş yerindeki patronu şikayetçi …’e durumu anlattığı, şikayetçi …’in sanık ile telefon irtibatı kurup konuyla ilgili bilgi aldığı ve … ilçesine geldiği, burada sanığın şikayetçiye numuneolarak bir kaç tane altın verdiği, şikayetçinin kabul etmesi halinde aynı altından bir çanta daha verebileceğini söylediği, şikayetçinin altınları alıp kontrol ettirmesinden sonra gerçek olduğunu görünce 6.000TL kadar para temin edip tekrar … ilçesine geldiği, burada sanıkla buluştuğu, sanığın poşet içerisindeki metalleri şikayetçiye verip etraftaki insanları şüphelendirmemek için çantayı açmadan şikayetçinin ayrılmasını istediği ve karşılığında da 6.000TL parayı aldığı, şikayetçinin ikamet ettiği Edirne iline gitmesine müteakip almış olduğu metallerin altın olmadığını öğrendiği, sanığın bu eylemiyle
dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, katılan ve tanık beyanı, fotoğraf teşhis tutanağı, iletişim kayıtları ile tüm dosya kapsamına göre, atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.02.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.