YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7965
KARAR NO : 2015/17417
KARAR TARİHİ : 12.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, kredi kartı borçlarını yatırmak için yolda yürüdüğü sırada, katılanın yanına yaklaşarak Almanya’dan geldiğini, taksicinin kendisini yanlış yerde indirdiğini, babasının öldüğünü, Erzurum’a gideceğini söyleyerek elindeki altın saati bozduracağını anlattığı, bu esnada kuyumcuların yanından geçerken orada bekleyen kimliği tespit edilemeyen bir şahsa saati gösterdiği, bu şahsın saatin 10.000,00 Euro edeceğini, şu anda saati satın alamayacağını, bir saat sonra para bulabileceğini söylediği, başka bir şahsın da katılanın yanına yaklaşarak, sanığı oyalamasını, çek bulup geleceğini, saati satın alınca kendisine de para vereceğini söyleyerek sanığın elindekinin değerli bir saat olduğu yönünde güven telkin ettikleri, bu esnada sanığın, acelesi olduğunu söyleyip katılandan ne kadar parası varsa vermesini, üstünü de saati satınca babası adına hayır yapmasını istediği, bunun üzerine katılanın bankada bulunan 900,00 TL parasını ATM’den çekip yanındaki 100,00 TL ile birlikte toplam 1.000,00 TL’yi sanığa verdiği, ardından saati kuyumculara götürdüğünde sahte olduğunu öğrendiği somut olayda; teşhis tutanağı, katılan ile sanığın birlikte ATM’den para çektiklerine ilişkin kamera kayıtlarına ait fotoğraflar birlikte değerlendirildiğinde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 600 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “600 gün” “500 gün” ve “1000,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80,00 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.02.015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.