YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8247
KARAR NO : 2015/20790
KARAR TARİHİ : 17.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, katılan …’ın işlettiği halk ekmek büfesine giderek 5 adet ekmek almak istediği ve cebinden çıkardığı 20 TL’yi tezgahın üzerine bıraktığı, daha sonra “Bozuk yok ise bozuk para vereyim” diyerek laf kalabalığı yapıp, katılanın ekmekleri poşete koyduğu sırada tezgaha bırakmış olduğu parayı katılana fark ettirmeden geri aldığı ve 20 TL’nin üzerini istediği, katılanın 20 TL’yi almadığını belirterek itiraz ettiği, ancak tartışmanın büyümemesi için 20 TL’nin üstünü sanığa verdiği, sanığın da ekmekleri ve para üstünü alarak büfeden ayrıldığı; sanığın başka bir tarihte yine halk ekmek büfesi işleten katılan …’in büfesine giderek cebinden çıkardığı 50 TL’yi tezgahın üzerine bırakıp üç ekmek istediği, katılanın 50 TL üzeri olarak 49,25 TL’yi sanığa verdiği, sanığın ekmeği almaktan vazgeçtiğini söyleyerek tezgahın üzerine bıraktığı 50 TL’yi de katılana hissettirmeden bıraktığı yerden alıp olay yerinden bisikletiyle uzaklaştığı; sanığın, 2008 yılı Eylül ayı içerisinde katılan …’un işlettiği tuhafiye dükkanına giderek 50 TL’yi tezgahın üzerine bırakıp 2 çift çorap istediği, katılanın
“Bozuk paran yok mu?” demesi üzerine sanığın, tezgahın üzerine bıraktığı 50 TL’yi aldığı halde, bunu inkar ederek para üstü istediği, katılanın çok emin olmadığı için para üstü olarak 48 TL’yi sanığa verdiği, sanığın bisikletine binerek olay yerinden uzaklaştığı; 2008 yılı Temmuz ayı içerisinde ise, sanığın bu kez katılan …’in terzi dükkanına giderek 50 TL bozdurmak istediğini söylediği, katılanın bunu kabul edip 50 TL değerindeki bozuk parayı sanığa verdiği, fakat sanığın 50 TL’yi vermeden önce rafta bulunan pijamalara bakıp iki adet almak istediğini söylediği, katılan pijamaları raftan indirmeye çalışırken, sanığın parayı vermeden dükkandan ayrıldığı anlaşılmakla; sanığın eylemlerinin her bir katılana yönelik ayrı ayrı dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun“ sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkralarında yer alan; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkarılıp yerlerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/02/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.