Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/8382 E. 2013/7153 K. 17.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8382
KARAR NO : 2013/7153
KARAR TARİHİ : 17.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, 01.07.2007 tarihinde müşteki … ‘tan emeklilik işlemleri ile ilgilenip kendisini emekli edeceğini söyleyerek 1450 TL aldığı, 05.05.2007 tarihinde ise müşteki … ‘e özürlü maaşı bağlatacağını söyleyerek 300 TL aldığı anlaşıldığından, eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde aynı gerekçeye dayanılarak adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye neden olunması,
2-Müşteki … ‘ın mahkemeye sunduğu 07.02.2008 havale tarihli dilekçesinde, sanıktan alacağını tamamen aldığını, şikayetinden vazgeçtiğini belirtilmiş olması, yine müşteki Bil’in yargılama sırasında sanığın, kendisinden aldığı paranın tamamını ödediğini, şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, sanık hakkında etkin pişmanlık nedeniyle TCK’nın 168.maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-5237 sayılı TCK’nın 50/1-f maddesi gereğince hapis cezasının, kamuya yararlı bir işte çalıştırma seçenek yaptırımına dönüştürülmesinin gönüllü olma koşuluna bağlı olduğu gözetilmeyerek, sanığa gönüllü olup olmadığı sorulmadan hapis cezasının kamuya yararlı bir işte çalıştırılması seçenek yaptırımına çevrilmesi,
4-Ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği hususuna hükümde yer verilmemek suretiyle TCK’nın 52/4.maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, C.Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.