Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/8442 E. 2013/12534 K. 04.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8442
KARAR NO : 2013/12534
KARAR TARİHİ : 04.07.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, Görevi yaptırmamak için direnme, Görevli memura hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme ”suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için,
öncelikle engellenmek istenen işin O kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
1-Sanıklar …, …, …, …, …, … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Somut olayda; sanıklardan … ve …’ün 04.02.2009 günü … mahallesinde devriye görevi yapan müşteki polis memurları … ve Levent Kamber tarafından bir başka suç şüphesi nedeniyle yakalandıkları, bu sırada bu şahıslara kelepçe takmak üzere olan müştekilerin yanına diğer sanıklar Yaşar
…, …, …, … ve …’ün de geldikleri, burada sanıkların müştekilere hitaben “burası …, siz kim oluyorsunuz buradan adam almaya çalışıyoruz, buradan adam alacak adamın anasını avradını sinkaf ederiz, sizi öldürüp buraya gömeriz.” diyerek hakaret edip direndikleri, ayrıca … ve …’ün müştekilere taş atarak “ağabeyimi bırakın, bırakmazsanız ananızı avradınızı sinkaf ederiz” diyerek hakaretlerde bulundukları, bu sırada yakalanmış olan …’ın polislerin elinden kurtulurak kaçtığı sırada müştekiler tarafından kullanılan resmi polis motosikletine tekme vurup devirmek suretiyle zarar verdiği anlaşılmakla, atılı suçların sübut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Sanıkların hakaret suçunu alenen işlediği halde TCK’nın 125/4 maddesinin uygulanmaması, ayrıca görevlerini ifa eden birden fazla polis memuruna karşı direnmelerine ve hakaret etmelerine rağmen, görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından verilen cezanın 43/1. maddesi gereğince artırılmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ve sanık Bekur Kurtulan müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Aşamalardaki savunmalarında suçlamaları reddeden sanığın, 04.02.2009 tarihli olay tutanağında,müştekilerin beyanlarında ve iddianamede müştekilere yönelik bir eyleminden bahsedilmemesi, sanığa yönelik bir suçlamanın bulunmaması karşısında, sanığın görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarını ne şekilde işlediği açıklanmadan eksik ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğudan hükümlerin, bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince ugyulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.