Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/8663 E. 2015/21429 K. 25.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8663
KARAR NO : 2015/21429
KARAR TARİHİ : 25.02.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında suç tarihi 10/02/2006 yerine 16/10/2006 olarak gösterilmişse de, bu husus mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin,güvenilirliğini sağlamak amacıyla,bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri,aynı Kanun’un 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, …, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile … şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş … şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir.Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Sanık …’ın, katılan … Anonim şirketinde muhasebe işleriyle ilgili görev yaptığı ve iki yüzde bir hisse sahibi olduğu, sanık …’ın ise aynı şirkette iki yüzde otuz sekiz hisse sahibi olduğu, şirket ortakları tarafından sanık …’a … Noterliği’nin 28/01/2004 tarihli vekaletnamesi ile şirket hesabından para çekme yetkisi verildiği, sanık Renan’ın bu vekaletnameye istinaden 10/02/2006 tarihinde şirket yöneticilerinin talimatı ve bilgileri olmaksızın, şirket hesabından 489.068,74 ABD Doları ve 403.892,43 Euro para çekerek, aynı gün eşi olan diğer sanık … adına açılan iki ayrı hesaba yatırdığı, bu suretle sanıkların şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanıkların Step Standart şirketinde hisse sahibi ortak oldukları ve sanık …’ın şirket hesabından para çekme konusunda vekaletnamesi bulunduğu anlaşılmakla, sanıkların diğer şirket ortakları ile aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi değil ortaklık ilişkisi olması ve sanıkların şirket hesabından kendi menfaatleri için para çekip kullanmaları durumunun hukuki ihtilaf mahiyetinde olması karşısında, sanıklar hakkında üzerlerine atılı suçtan kurulan beraat hükümlerinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 25/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.