YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8713
KARAR NO : 2015/21456
KARAR TARİHİ : 25.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, aynı yerde askerlik yaptığı … …’i 2007 yılı Mayıs ayı içerisinde 0538 320 51 26 numaralı cep telefonundan arayarak, dayısının oğlu olan … isimli şahsın kepçe operatörü olduğunu ve bir kazı sırasında eritme altın bulduğunu, maddi durumu sıkışık olduğu için bu altını uygun bir fiyata satacağını söylediği ve …’tan altınları satın almasını istediği, …’un da altınları kendisinin alamayacağını, ancak; ağabeyi olan şikayetçi …’nin satın alabileceğini belirterek telefonu yanında bulunan ağabeyine verdiği, sanık ile şikayetçinin telefonda görüşmelerinden sonra, şikayetçinin İzmir’e altınları görmek için gittiği, burada açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen, ancak sanığın dayısının oğlu olarak tanıttığı … isimli şahısla buluştuğu, bu şahsın şikayetçiye 20 gr kadar numune altın verdiği, numuneyi Adıyaman’da kuyumculara gösteren şikayetçinin altının gerçek olduğunu öğrenmesi üzerine, diğer altınları satın almak amacıyla arkadaşı olan … isimli şahıstan 15.000 TL borç para alarak İzmir’e gittiği, İzmir’de … isimli şahısla buluşup parayı bu şahsa vererek altınları aldığı, memleketine döndüğünde bu altınları kuyumcuya gösterdiği ve sahte olduklarını öğrendiği anlaşılmakla; sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun“ sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasında yer alan; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/02/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.