Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/902 E. 2014/1140 K. 27.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/902
KARAR NO : 2014/1140
KARAR TARİHİ : 27.01.2014

Tebliğname No : 11 – 2011/22126
MAHKEMESİ : Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 14/06/2010
NUMARASI : 2010/44 (E) ve 2010/203 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Şişli 1. İcra ve Konya 2. İcra Müdürlüklerinin Osman ve Makbule oğlu 1954 doğumlu sanık M.. G..’ün gayrimenkullerine haciz konulmasının M.. M..nden istendiği, bunun üzerine ilçe tapu müdürlüğünce sanık ile aynı isim, soy isim ve baba ismini taşıyan katılana ait Meram İlçesi Alakova Mahallesi … parsel sayılı 18.000 metrekare miktarlı tarlaya yanlışlıkla haciz şerhi konulduğu, daha sonra sanığın bu yanlışlıktan faydalanmak amacıyla söz konusu borcunu ödediği ve Konya 2. İcra Müdürlüğünden almış olduğu terkin yazısını tapu müdürlüğüne götürerek gayrimenkuldeki haciz şerhini kaldırdığı ve tapu senedi aldığı, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, iddianamede olayın anlatımı ve dosya kapsamı itibariyle arazinin katılana ait olduğunun tespit edilmesi ve sanığında Akbank’a olan borcu nedeniyle banka tarafından isim benzerliği nedeniyle sanığa ait olduğu inancıyla haciz konması üzerine durumun ortaya çıktığı, bankanın icra marifetiyle hacizden vazgeçmesi üzerine durumdan haberdar olan sanığın icra dairesinden yazı aldıktan sonra tapuya getirip haczin kaldırıldığını işletip, tapu örneğini alması ve bununla tanık kiracılar A. A..ve A. Y.. ile karşı karşıya geldiğinin ileri sürülmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından kiralayan tanıklar konumundaki A. A.. ve A. Y..’ın sanığın kendilerine ne şekilde müdahale ettiği, arsanın sahibi olup olmadığını söyleyip söylenemediği, tapuyu gösterip göstermediği, kira bedelini ne şekilde istediği tespit edilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.01.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.