Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/9125 E. 2015/21869 K. 04.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9125
KARAR NO : 2015/21869
KARAR TARİHİ : 04.03.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılan …’ün kayınpederi olan …’den 150.000 TL borç alarak karşılığında borçlusu …, tanzim tarihi 10/12/2002 olan suç tarihindeki para birimiyle 150 milyar değerindeki alacaklı ve ödeme günü kısımları boş olan bonoyu teminat amacıyla …’e verdiği, 17/05/2004 tarihinde …’ün iş yerinde meydana gelen hırsızlık olayında bononun çalındığı, katılan …’ün kayınpederine olan borcunu ödemesi üzerine taraflar arasında 03/11/2004 tarihli fesih
protokolü yapılarak senedin kaybolması nedeniyle iade edilemediği ancak hükümsüz kaldığının tutanak altına alındığı, sanık tarafından kaybolan senet ele geçirilerek alacaklı ve ödeme günü kısımları doldurulmak suretiyle katılan … aleyhine icra takibi başlatıldığı, katılanın sanık ile hiç bir ticari ilişkisi bulunmadığını beyan ederek menfi tespit davası açtığı ve … Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından dava sonuna kadar senet bedelinin sanığa ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verildiği, bu suretle sanığın kamu kurum ve kuruluşları aracı kılınmak suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanığın ifadesinde, katılanın …Kooperatifinin yöneticisi olduğunu, bu kapsamda katılanın kendisine gösterdiği araziyi beğenerek karşılığında katılana 50.000 TL verdiğini, ancak arazinin ihtilaflı olduğunu öğrenmesi üzerine parasını geri istediğini, bunun üzerine katılanın parayı veremeyeceğini söyleyerek 150.000 TL değerindeki bonoyu verdiğini, borcun ödenmemesi üzerine alacaklı ve ödeme tarihi kısımlarını avukatının doldurarak icraya koyduğunu beyan etmesi nedeniyle, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması amacına yönelik olarak, sanığın avukatı … …’in konuya ilişkin tanık sıfatıyla beyanı alınarak, suça konu bono üzerindeki alacaklı ve ödeme günü kısımlarında bulunan yazıların kendisine ait olup olmadığının sorulması, tanığın iddiayı kabul etmemesi durumunda sanığın yazı ve imza örnekleri alınarak suça konu bono üzerindeki yazıların sanığın eli ürünü olup olmadığının belirlenmesi, sanığın katılana 50.000 TL verdiğine dair yazılı delili ya da tanığı olup olmadığının belirlenmesi, menfi tespit davası ile ilgili dosyanın incelenmesi ile sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde eksik araştırmayla sanık hakkında beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan …’ün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.