Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/9144 E. 2013/12440 K. 04.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9144
KARAR NO : 2013/12440
KARAR TARİHİ : 04.07.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret, tehdit, kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder.Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, … ve saygınlığını incitecek ölçüde,somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir.Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur … ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır.Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır.Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır.Tarafların sosyal durumları,sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir.Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye
yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar,örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Tehdit, bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir.Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez.Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Katılan Sanık …’ın ikamet etmiş olduğu köyde top oynaması nedeniyle bundan rahatsız olan bir kısım köylü ile tartıştığı, bu olayla ilgili olarak 19.7.2010 günü köy odasında görüşme yapıldığı esnada aynı köyde ikamet eden diğer katılan sanık …’ın sanık …’a hitaben “muhtarımız … iyi bir kişi, eski muhtar olsaydı g…nüze cop sokardı“ şeklinde söz söylediği, bu söze sinirlenen sanık …’ın da …’e yönelik “seni öldüreceğim, yaşatmayacağım“ dediği, 21.7.2010 günü katılan sanık …’in kendine ait aracıyla işine gittiği esnada yol kenarında bekleyen sanık …’ın el kaldırarak sanık …’e ait aracın durmasını sağladığı, akabinde …’in gözüne yumruk vurarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde kasten yaralayıp aracına taş atarak zarar verdiği olayda, mahkemenin mala zarar verme, tehdit, hakaret ve kasten yaralama suçlarının oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Katılan sanıklara atılı kasten yaralama, hakaret ve mala zarar verme suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlardan oldukları ve her iki katılan sanığın hükümden sonra mahkemeye sundukları 7.2.2011 havale tarihli dilekçeleri ile karşılıklı olarak şikayetlerinden vazgeçtikleri anlaşılmakla, 5237
sayılı TCK.nun 73/6 maddesi gereğince katılan sanıkların şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmedikleri sorularak sonucuna göre hukuki durumlarının tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
2-Katılan sanık …’ın atılı tehdit suçunu kendisine karşı köy halkı önünde yapılan hakaret eyleminden duyduğu üzüntü neticesinde gerçekleştirdiği tüm dosya içeriğinden anlaşılmasına karşın, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.