Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/9325 E. 2015/22000 K. 05.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9325
KARAR NO : 2015/22000
KARAR TARİHİ : 05.03.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun Madde 14 de,Tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri, aynı yasanın Madde 124 de
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55 – Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Sanık … ile şikayetçiler … ve …’ nun, …. Turizm ve Otelcilik A.Ş.’nin ortakları olduğu, 02/08/2004 tarihli yönetim kurulu kararı gereğince bu tarihten itibaren …’nun yönetim kurulu başkanı, … ve….’nun yönetim kurulu üyeleri olduğu, bu tarihten itibaren 3 yıl süreyle şirketi temsilen para çekmeye, şirketi borçlandıracak sözleşmeler imzalamaya yönetim kurulu üyelerinden herhangi iki kişinin müştereken yetkili oldukları, şirketin faaliyet alanı olan …Oteli’nin kuruluşunda ya da inşasından işletilmeye başlanmasına kadar sanık …’nun, katılan ….’ndan değişik zamanlarda borç para aldığı ve aldığı bu paraları şirketin giderleri için harcadığı, yine …’nun da başka kaynaklardan bulduğu paraları şirkete aktardığı, sanığın aldığı paraların artması nedeni ile katılan …’nun sanıktan teminat olarak senet aldığı, teminat olarak alınan senedin de yetersiz kalması sonucu sanığın çift imzalı olarak vermesi gereken çekleri, kendisinin ve … yerine imzalayarak davaya konu 125.000, 125.000, 150.000 TL olmak üzere toplam 400.000 TL’lik çekleri önceden verdiği senede ilaveten teminat olarak verdiği, ancak çeklerde keşide tarihinin bulunmadığı, sanık …’nun şirketten ayrılacağı sırada borçları ile ilgili olarak yapılan toplantıda daha önceden keşide tarihi olmayan çekleri kendi el yazısıyla keşide tarihlerini de doldurduğu ve şirketten ayrıldığı, şirketin sanığın yaptığı borçları ödememesi üzerine katılan tarafından başlatılan icra takibine şirket ortaklarının çeklerdeki imzaların kendilerine ait olmadığı gerekçesiyle ilgili bankaya ödemeden men talimatı verdikleri somut olayda; sanığın çek üzerindeki diğer ortağa ait ikinci imzayı da kendisinin attığını kabul etmekle birlikte önceden aldığı borçlar için verdiği senetlere ek güvence olarak daha sonra suça konu çekleri verdiğine yönelik savunması ile katılanın da bu savunmayı dorulayan beyanı birlikte gözetildiğinde önceden doğan borç için verilen çekler nedeni ile dolandırıcılık suçunun hile unsurunun gerçekleşmediği belirtilerek verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 05.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.